328. MEKTUP .....

MEVZUU: Kurban Bayramı hutbesinde, Hulefa-ı Raşıdın'in isimlerini okumayı terk eden hatibin zemmi ile, onları dinleyenleri de ayıplamak.

Bu münasebetle bazı hususların beyanı.

NOT: Samane beldesinin sadatına, kadılarına, valilerine ve diğer halkına...

Allah'a hamd olsun. Selâm seçmiş olduğu kullarına.

***

Samame'nin, hürmetine lâyık sadatının, kadılarının ve diğer ahalisinin, kerem sahibi idarecilerinin başını ağrıtmaya sebep şudur:

Duyduğumuza göre, o makamın hatibi, Kurban Bayramı hutbesinde Hulefa-i Raşidin'in ismini zikretmeyi terk etmiş; Allah onlardan razı olsun. Onların mübarek isimlerini zikretmemiş.

Yine duyduk ki:

Onun böyle yapmasından ötürü, hazır olan cemaatten bir grup bu hususta kendisine tarizde bulununca; sehvini itiraf edip hatası ve unuttuğu için özür beyan etmemiş. Böyle etmediği gibi, kendilerine temerrüd ve inatla mukabelede bulunup şöyle demiş:

-Hulefa-i Raşidin'in ismi zikredilmese ne lâzım gelir?.. Yine duyduk ki:

-O makamın büyükleri ve ahalisi, bu hususta yumuşak davranıp o hatibe; insafsızlık ve edepsizlik ettiği için şiddetle, sertçe karşı durmamışlar.

Bir mısra:

Ah bin kere ah, değil bir kere..

Hulefa-i Raşidin'in ismini hutbede zikretmek, hutbenin şartları arasında değildir. Lâkin, böyle bir zikir, ehl-i sünnet vel-cemaat alâmetidir; Allah onların çalışmalarını şükrana lâyık eylesin. Bunu bilerek kasden terk edenin ya kalb marazı vardır; yada batını habistir.

Farz edelim ki: O bunu, inat ve taassupla terk etmedi; o halde:

"Bir kavme benzeyen onlardandır."

Tehdidli emrine ne diyelim. Bunun için ne cevap verecek? Sonra, töhmet zannından nasıl kurtulacak? Bir hadis-i şerifte şöyle geldi:

"Töhmet yerlerinden sakınınız."

Eğer o kimse, Hazret-i Ebubekir ve Hazret-i Ömer'in Allah onlardan razı olsun; takdiminde mütevakkıf ise... ehl-i sünnet vel-cemaata göre rafızi sayılır; onların yolundan çıkmış olur. Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali'nin, Allah onlardan razı olsun; mahabbetinde mütereddir ise... bu hali ile de ehl-i hak zümresinden ayrılmış olur.

Bu durumda hiç uzak görülmez ki: O hakikatsiz hatip bu hali Keşmriye'ye mensup olarak almıştır ve bu habaset de o nların müptedilerinden gelmektedir. Yerinde bir şey olur ki, ona: Hazret-i Ebubekir'in ve Hazret-i Ömer'in daha faziletli olmasının, sahabenin icmaı ile sabit olduğu öğretilip anlatıla... Nitekim bu manayı, din imamlarından bir cemaat nakletmiş-tir. Bunlardan bir tanesi de; İmam Şafii'dir; Allah ondan razı olsun.

Şeyh İmam Ebülhasan Eş'ari şöyle anlattı:

-Kalan ümmet üzerine önce Hazret-i Ebubekir'in; ondan sonra da, Hazret-i Ömer'in daha faziletli olduğu kafidir. Allah onlardan razı olsun.

Bundan başka tevatüren, Hazret-i Ali'den (ra) hilâfet ve memleketi idaresi zamanında, kendi taraflarından dahi büyük bir cemaat arasında şöyle anlatılmıştır:

-Hazret-i Ebubekir ve Hazret-i Ömer, ümmetin en faziletlisidir. Bu manayı Zehebi, Ebülhasan Eş'ari'ye dayanarak şöyle dediğini anlattı:

-Üstteki rivayeti, Hazret-i Ali'den nakleden seksen kimse anlattı.

Bunları bir cemaat saydı. Daha sonra şöyle dedi:

-Allah rafızileri takbih eylesin; o kadar cahiller ki... Buhari'nin kitabı, Allah'ın kitabından sonra, en sağlam kitaptır. O, Hazret-i Ali'den naklen şöyle anlattı:

-Resulullah'tan sonra insanların hayırlısı, Ebubekir'dir; sonra da Ömer. Bundan sonra da, bir başkası. Allah onlardan razı olsun.

Bunun üzerine, Hazret-i Ali'nin (ra) oğlu Muhammed b.Hanifeye şöyle dedi:

-Sonra sensin.

Onun böyle demesine karşılık Hazret-i Ali (ra) şöyle dedi:

-Ancak, ben Müslümanlardan bir kimseyim.

Buna benzer rivayetler, Hazret-i Ali'den ve diğer ashabın, tabiinin ileri gelenlerinden çok anlatılmış olup hepsi de meşhurdur. Onları ya cahil olan, ya da muannid olan inkâr eder.

Bu insaf libasından soyunana şöyle demek gerekir:

-Biz, ashabın bütününü sevmekle memuruz. Onlara buğzedip eza vermekten men edilmişiz. Hazret-i Ali ve Hazret-i Osman, ashabın en büyüklerindendir; Resulullah'ın dahi akrabalarıdır. Bu durumda onlar, mahabbet edilmeye daha haklıdırlar. Bu manada, Allahu Teala, Resulullah (sav) Efendimizin şöyle anlatmasını istedi:

"De ki, ben karşılık olarak akrabalıkta sevgiden başka bir mükâfat istemiyorum."(42/23)

Resulullah (sav) Efendimiz dahi bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:

«Ashabım hakkında Allahtan korku üzere olunuz. Benden sonra, onlara garaz bağlamayın. Bir kimse, onlar, severse, ben. sevdiği için sevmiş olur; onlara buğzeden dahi, bana buğzettiği için buğzetmiş olur Onlara eza eden, bana eza etmiş olur; bana eza eden dahi Allah'a eza etmiş olur. Allah'a eza edenin dahi, tutulup muaheze edilme tehlikesi vardır."

Böylesine kötü kokulu bir zehir, İslâm'ın iptidasından bu vakte kadar, Hind beldelerinde hiç duyulmuş mudur? Bu, bilinmiyor. Her halde, bu muameleden ötürü, bütün belde halkı, itham altında kalacaktır. O kadar ki: Bütün Hind beldelerinden de itimat kalkacaktır.

Allahu Teala, İslâm düşmanlarının tümü üzerine kendisine yardımcı olsun; zamanın sultanı ehl-i sünnet vel-cemaatten olup Hanefi Mezhebi mensubudur. Böyle bir şeyin onun zamanında çıkması, cür'etin son kertesidir. Hatta hakikatta kendisi ile münazaadır. İdare sahiplerinin dahi emrinden, taatından çıkmaktır.

Asıl şaşılacak durum şu ki: Büyük mahdumlar bu vakıayı sükûtla geçerler. Halbuki kendileri de orada oturmaktadırlar. Bütün bu işler olurken, sükûtla karşılamaktadırlar. Bu manadan olarak, ehl-i kitabın zemminde, Allahu Teala şöyle buyurdu:

"Bari bilginleri, fakihleri onları günah söylemelerinden ve haramı yemelerinden vazgeçirmeye çalışsalardı ya. Bu yaptıkları şey ne kadar kötü."(5/63)

Diğer ayet-i kerimede ise şöyle anlatıldı:

"Onlar, işledikleri fenalıktan herhangi birini vaz geçirmezlerdi. Yaptıkları iş ne kadar kötü!.."(5/79)

Bu gibi vakalarda gafil davranmak, o bidatçilere cesaret verin dinde dahi gevşekliği mucib olur.

Bu gibi aldırmaz olmaktandır ki: Orada ehl-i hak topluluğunu Mühdeviye cemaati, kendilerinin batıl inançlarına çağırmaktadır. Bu misillu kurtlar, kısa bir süre, bir-iki tilkinin ellerinden kapacaklarını kaparlar.

***

Bundan daha fazla ne yazayım? Bu dehşetli haberi duymak, ıstırap sebebi oldu ve Faruki damarımı tahrik etti. Dolayısı ile bazı kelimeleri yazmaya mecbur kaldım. Özür beyanı ile müsamahanıza güvenilir.

Selâm size ve sair hidayete tabi olup Mütabaat-ı Mustafa'yı bırakmayanlara. Ona ve âline salâtlar, selâmlar, bereketler ve tahiyyat dileği ile.

***