373. MEKTUP

MEVZUU: Dizgini, dinin fuzuli şeylerinden çekip dinen yapılması zaruri işleri ile meşgul olmanın lüzumu.

Ve bu münasebetle bazı hususların beyanı.

NOT: İmam-ı Rabbani Hz.leri bu mektubu, Muhammed Taki'ye yazmıştır.

Allah'a hamd olsun. Seçmiş olduğu kullarına dahi selâm olsun.

Mübarek mektubun mütalâası ile teşerrüf ettim.

Düzeninde ve tertibinde muvaffak olduğunuz deliller dahi o mektuba dere edilmiş. Bu deliller, Hazret-i Sıddık'ın hilâfeti babındadır. Onun hilâfeti dahi icma ile sabittir. Allah ondan razı olsun. Ki bu icma, erbab-ı hali ve akdin icmaıdır. Hepsi de, asırların hayırlısı olan birinci asındandır.

Ayrıca, Hulefa-i Raşidin'in faziletleri babında da yazılmış. Allah onlardan da razı olsun. Bunların faziletleri dahi, hilâfet sıralarına göredir.

Bu büyüklerin sıfatları da anlatılıp hâyrü'l-beşer Resulullah (sav) Efendimizin ashabı arasında geçen münazaa ve çekişmelerden dolayı sükût gerektiği yazılmış.

Bütün bu yapılanlar, bol bol ferahlık verdi.

Bu itikad, imamet bahsinde yeterli olup ehl-i sünnet ve'l-cemaat itikadına dahi uygundur. Allah onların çalışmalarını şükrana lâyık eylesin.

Ey müşfik mahdum!

İmamet bahsi, dinin teferruatı arasında olup asıllarından değildir. Dinin zaruri olarak yapılması gerekli işleri bundan başka olup, itikada ve amele taalluk eder ki; kelâm ilmi ve fıkıh ilmi onların beyanını üzerine almıştır.

Zaruri işleri bırakıp fuzuli işlerle meşgul olmak, ömrü boş yere sarf etmektir Yani malayani ile... Bu manadan olarak, bir hadis-i şerifte, Resulullah (sav) Efendimizin şöyle buyurduğu anlatıldı: «Allahu Teala'nın kulundan irazına alâmettir ki, onu malayani ile meşgul eder."

Eğer imamet bahsi, şianın sandığı gibi; dini işlerin zaruri kısımlarından saymış olsaydı; elbet yerinde olurdu ki, Sübhan Hak, Kitab-ı Mecid'inde, hilâfet kimin haklı olduğunu tayin edip halifeyi teşhis ederek, Resulullah (sav) Efendimize dahi, bir kimsenin hilâfeti için emir vere... Tansis ve tasrih ile o kimsenin hilâfeti yerinde ola...

Kur'an'da ve hadiste, ihtimam gösterilip bu iş üzerinde önemle durulmadığına göre; demek ki, imamet bahsi, dinin fuzili işlerindendir; zaruri işlerinden değildir. Fuzuli işlerle dahi, fuzuli olanlar meşgul olur. Halbuki, önünde, meşgul olması gereken nice nice, dini bakımdan yapılması zaruri işler vardır. Eğer onlarla meşgul olup yapacak olsa, fuzuli işlere ya sıra gelir; yahut hiç gelmez.

Öncelikle itikadı tashih etmek gerek; ki bu, Vacib Taala'nın zatına ve sıfatına taalluk eden şeylerdir.

Resulullah (sav) Efendimizin yüce Hak katından getirdiklerine dahi itikad edip inanmak ve bu babdaki itikadını tashih etmek gerek.

Dini zaruretler arasında bilinenler başta şunlar olup, tevatürle sabittir: Haşr, neşr, uhrevi ve daimi olan azap, sevap ve diğer işiterek inanılması gerekli işlerin hepsi de haktır. Bunların hiçbirinde yalan ihtimali yoktur. Eğer bu itikad olmaz ise, necat da yoktur.

Bu itikadı düzelttikten sonra, fıkıh hükümlerini yerine getirmek gelir. Ki bunlar, farzlar, vacipler, hatta sünnetler ve müstahaplardır.

Şer'an tesbit edilen helâl ve haram sınırına dahi iyi riayet edilmesi yerinde olur.

Şeriat hududunu korumaya dikkat edilmelidir ki, ahiret azabından felah ve halâs umula...

İtikad ve amel sağlama alındıktan sonra; sıra sofiye tarikatına girmeye ?gelir. Bu yoldan velayet kemalâtının husulü dahi ümiddir.

Dini yönden yapılması zaruri işlere nisbetle imamet bahsi, yolda bırakılan bir şey gibidir.

Bu babda netice kelâm şu ki: Muhalifler, bu hususta galeyana gelip hayrü'l-beşer Resulullah (sav) Efendimizin ashabına taat ettiklerinden; onların reddi için, uzun bir mukaddime varid olmuştur. Zira, Din-i Mübinden fesadı def etmek dahi dini zaruretler arasında sayılır.

Vesselam...

***