523. MEKTUP

MEVZUU: a) "İki yayın birleşimi veya daha yakın"(53/9) ayet-i kerimesine mütaallik bazı sırların beyanı.

b) Kâmil arifin, solunu bulamadığı sırrının beyanı. -Bu maarif dahi, mana olarak nakledilmiştir-

NOT: İmam-ı Rabbani Hz. bu mektubu, Şeyh Muhammed Nur'a yazmıştır.

***

Bilesin ki,

"İki yayın bir!eşimi..."(53/9) muamelesinde, zahir ciheti ile, mazhardan bir renk vardır.

Bu dahi, salik için salikten, eserin ve aynın gitmesi husul bulmayışındandır. Amma:

"Veya daha yakın..."(53/9) manasındaki muamele böyle değildir.

Zira, orada ne hüküm kalır; ne de eser. Yani mazlardan yana. Zira bu ikinci mertebe mazhar, zaruri olarak, vücup mertebelerinden bir emr olur. Ki bu, irfan sahibi için kendisine has olarak yaratılmıştır; asıl muameleyi tamamladıktan sonra kendisine verilir. Bundan:

-Feyiz verme sureti diye tabir etmek dahi mümkündür.

Bu, cidden derin bir sırdır. Allah dilerse, ihtimal ki bir yerde bunun tafsili sübut olur.

Bu muamelede mazhar öyle bir şey olur ki, kendisine ademden yana bir rayiha düşmemiştir. İmkân şaibesinden dahi onda bir mecal yoktur. Bu mertebede bir infial tesbit etsek dahi; bu, kendisinden, kendisi için olur. Başkasından olmaz. Zira, orada başkasından yana bir nam ve nisan yoktur.

Bir şiir:

Onun yüzünden yüzünedir kamer;

Gözünden gözünedir sürmeler...

Her ne kadar

"İki yayın birleşimi..."(53/9) mertebesinde infial aynı şekilde hak olarak sabit olup ve orada aslın zuhuru olsa dahi, lâkin o, zıllıyet şaibesinden hali ve o yüce mertebeye lâyık değildir.

O infial ki, bu mukaddes mertebeye lâyıktır; arada gayr için bir medhai, zıllıyet layihası için ona bir yol olmamalıdır. Hem de şekillerin hiçbiri ile... Zira gayr olan, adem kirinden ve imkân noksanlığından dahi değildir.

Şayet zılâl mertebelerinin infialâtı olur ise, bunun da yeri vardır. Yani o makamda.

Şunun da bilinmesi yerinde olur ki,

Yukarıda bir nezbe anlattığım:

"Veya daha yakın..."(53/9) manasındaki muamelede, kâmil manada arif, solunu bulamaz. Bunun sim şu ki: Onun solu, sağ hükmünü almıştır. Zira sol, adem iktizalarındandır. Adem de zail olup gidince, ancak sırf vücud kalır; o makamda artık sol olmaz. Hatta o Sübhan'ın her iki eli de sağdır.

Bu manayı anla. Zındıklığa düşmeyesin.

Bu çetin sırlan ve duyulmamış maarifi anladıktan sonra dinle. Allahu Teala şöyle buyurdu:

"Sonra yaklaştı; derken sarktı."(53/3)

Bilesin ki, bu yaklaşmanın tahkiki:

"Daha da yakın.."(53/9) manası sırlarının tahkikinden sonra anlatılması şu manaya dayanır.

İrfan sahibinde hüküm ve eser kaldığı, adem kirinden beri olmadığı takdirde bu yaklaşmaya onun liyakati yoktur.

Bu yaklaşma tahakkukundan sonra, sarkma vardır ki bu, nüzule müteveccihtir.

Sarkma tahakkuk ettiği, irfan sahibi de, halka döndüğü zaman iki yayın sureti zuhur eder. Her ne kadar birinci yaydan hüküm ve eser kalmasa dahi, lâkin sarkma ile teşerrüf ettiğinden, o vakitte, iki yayın sureti tevehhüm edilir.

Allahu Teala'nın, sarkmadan sonra, iki yayın birleşimini anlatması şu itibara göredir ki, orada sabit olan iki yayın suretidir; hakikatleri değil.

Veya anlatılan mana daha yakındır; hatta gerçekten daha yakındır. Zira ikinci yaydan eser kalmamıştır. Hatta hüküm de kalmamıştır; orada yayın hakikati yoktur.

Bu anlatılan maarif, Sübhan Hakkın sırtarından olup, hasın da hası kullarına izhar eyler.

Hüdaya ittiba edip Mütabaat-ı Mustafa'yı bırakmayanlara selâm. Ona ve âline salât, selâm ve üstün bereketler.

***