Sahih-i Buhari
1-TECRÎD'İN METNİ
2-KİTÂBÜ'L-ÎMÂN
3-KİTÂBÜ'L-İLİM
4-KİTÂBÜ'L-VUDÛ'
5-KİTÂBÜ'L-GUSL
6-KİTÂBÜ'L-HAYZ
7-KİTÂBÜ'T-TEYEMMÜM
8-KİTÂBU'S-SALÂT
9-KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT
10-BÂBU BED'İ'L-EZÂN
11-CUM'A BAHSİ
12-SALÂT-İ HAVF BAHSİ
13-İYDEYN BAHSİ
14-VİTİR BAHSİ
15-İSTİSKÂ BAHSİ
16-KÜSÛF BAHSİ
17-SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ
18-TAKSÎR-İ SALÂT BAHSİ
19-TEHECCÜD BAHSİ
20-TERÂVİH NAMAZI
21-İSTİHÂRE HADÎSİ VE DUÂSI
22-MEKKE VE MEDÎNE MESCİDLERİNDE KILINAN NAMAZIN FAZÎLETİ BÂBI
23-SEYYİDÜ'L-MÜRSELÎN SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM'İ ZİYÂRET
24-NAMAZDA İSTİÂNE BAHSİ
25-NAMAZDA SEHİV BAHSİ
26-CENÂZE BAHSİ
27-KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
28-SADAKA-İ FITIR BAHSİ
29-KİTÂBÜ'L-HAC
30-EBVÂBÜ'L-ÖMRE
31-EBVÂBÜ'L-MUHSAR
32-CEZÂ-İ SAYD BÂBI
33-FAZÂİL-İ MEDÎNE
34-KİTÂBÜ'S-SAVM
35-TERÂVÎH NAMAZI
36-KADİR GECESİ'NİN FAZÎLETİ
37-MESCİDLERDE İ'TİKÂF
38-KİTÂBÜ'L-BÜYÛ'
39-İHTİKÂRIN ZEMMİ
40-HİBE BAHSİ
41-MENÎHA FASLI
42-ŞAHÂDET BAHSİ
43-SULH VE İNSANLAR ARASINI ISLAH BAHSİ
44-ŞARTLAR BAHSİ
45-VASIYYETLERİN AHKÂMI BAHSİ
46-CİHAD VE SİYERİN FAZÎLETİ BAHSİ
47-HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
48-BED'ÜL-HALK BAHSİ
49-AHÂDÎS-İ ENBİYÂ ALEYHİMÜ'S-SALÂTÜ VE'S-SELÂM BAHSİ
50-İBRET-ÂMİZ BENÎ İSRÂİL KISSALARI
51-KİTÂBÜ'L-MENÂKIB
52-KUREYŞ'İN MENÂKIBI BAHSİ
53-HUZÂA KISSASI
54-EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ (RADİYA'LLÂHU ANH)İN İSLÂM'I VE ZEMZEM KISSASI
55-PEYGAMBERİMİZİN İSLÂM'A ALENÎ İLK DA'VETİ
56-PEYGAMBERİMİZİN HÂTEMÜ'L-ENBİYÂLIĞINI TEBLÎĞ BUYURMASI
57-İSLÂM'DA NÜBÜVVET ALÂMETLERİ
58-AYIN İKİYE BÖLÜNMESİ MU'CİZESİ
59-EBÛ BEKR ES-SIDDÎK RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
60-ÖMER İBN-İ HATTÂB RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
61-OSMÂN İBN-İ AFFÂN RADİYA'LLÂHU ANH
62-ALÎ İBN-İ EBÎ TÂLİB RADİYA'LLÂHU ANH
63-ZÜBEYR İBN-İ AVVÂM RADİYA'LLÂHU ANH
64-TALHA RADİYA'LLÂHU ANH
65-SA'D İBN-İ EBÎ VAKKÂS RADİYA'LLÂHU ANH
66-PEYGAMBERİMİZ'İN DÂMATLARINDAN EBÜ'L-ÂS
67-ZEYD İBN-İ HÂRİSE İLE OĞLU ÜSÂME RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
68-ABDULLÂH İBNİ ÖMER RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
69-AMMÂR VE HUZEYFE RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
70-EBÛ UBEYDE İBN-İ CERRÂH RADİYA'LLÂHU ANH
71-HASEN VE HÜSEYİN RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
72-ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ
73-HÂLİD İBN-İ VELÎD RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
74-SÂLİM İBN-İ MA'KIL RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
75-ÂİŞE RADİYA'LLÂHU ANHÂ'NIN FAZÎLETİ
76-MENÂKIB-I ENSÂR BAHSİ
77-RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
78-MEB'ASÜ'N-NEBÎ SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM BÂBI
79-İSRÂ' VE Mİ'RÂC HADÎSİ
80-RESÛLULLÂH İLE ASHÂB'ININ MEDÎNE'YE HİCRETİ BÂBI
81-MEGÂZÎ BAHSİ
82-BÜYÜK BEDİR GAZÂSI
83-BENÎ NADÎR'İN TEHCÎRİ VAK'ASI
84-UHUD GAZÂSI
85-AHZÂB VE HENDEK HARBİ
86-BENÎ KURAYZA SEFERİ
87-HAYBER GAZÂSI
88-ÖMRETÜ'L-KAZÂ'
89-MÛTE GAZÂSI
90-MEKKE'NİN FETHİ GAZÂSI
91-HUNEYN SEFERİ
92-ZÜ'L-HALASA GAZÂSI
93-SEYFÜ'L-BAHR GAZÂSI
94-RESÛL-İ EKREM'E GÖNDERİLEN KABÎLELERİN HEY'ETLERİ
95-HACCETÜ'L-VEDÂ'
96-TEBÛK GAZÂSI
97-PEYGAMBER'İN KİSRÂ VE KAYSER'E GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR
98-NEBÎ SALLA'LLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN HASTALIĞI VE VEFATI BAHSİ
99-KUR'ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
100-EN'ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
101-KUR'ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
102-NİKÂH BAHSİ
103-TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
104-KİTÂBÜ'TALÂK
105-NAFAKA BAHSİ
106-TAÂM BAHSİ
107-AKİKA BAHSİ
108-ZEBÎHALARLA AVLARA VE BUNLARA ÇEKİLEN BESMELE BAHSİ
109-SAYDÜ'L-BAHR=DENİZ AVI
110-KİTÂBÜ'L-ADÂHÎ
111-KİTABÜ'L-EŞRİBE
112-KİTABÜ'L-MERZÂ
113-KİTÂBÜ'T-TIB
114-KİTÂBÜ'L-LİBÂS
115-KİTÂBÜ'L-EDEB
116-KİTÂBÜ'L-LİBÂS;KİTÂBÜ'L-EDEB
117-KİTÂBÜ'L-İSTİ'ZÂN
118-KİTÂBÜ'L-KADER
119-KİTÂBÜ'L-EYMÂN
120-KİTÂBÜ'L-KEFFÂRÂT
121-KİTÂBÜ'L-FARÂİZ
122-KİTÂBÜ'L-HUDÛD
123-KİTÂBÜ'L-MUHÂRİBÎN
124-KİTÂBÜ'D-DİYYÂT
125-RÜ'YÂ TA'BÎRİ BAHSİ
126-KİTÂBÜ'L-FİTEN
127-KİTÂBÜ'L-AHKÂM
128-KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
129-KİTÂBÜ'R-RİKAK
130-KİTÂBÜ'T-TEMENNÎ
KİTÂBÜ'L-BÜYÛ'
         Bu bölümde toplam 34 Hadisi Şerif var.
Konu: Başlık;düğün;mehir
Başlık: Ticâretin Fazîleti Hakkında Abdurrahmân İbn-i Avf Hadîsi
Ravi: Abdurrahmân İbn-i Avf (2)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz Medîne'ye (hicret edip) geldiğimizde, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem benimle Sa'da İbn-i Rebî' arasında kardaşlık te'sîs etmişti. Bunun üzerine Sa'd İbn-i Rebî' (Abdurrahmân İbn-i Avf'e): - Ben mal cihetiyle Ensâr'ın en zenginiyim; malımın yarısını sana ayırdım. Sonra bak! İki kadınından hangisini dilersen senin hisâbına talâkını veririm. İddeti geçince onu tezevvüc edersin, dedi. Abdurrahmân İbn-i Avf, Sa'd'e: - (Allah ehlini ve malını sana mübârek eylesin,) benim bunlara ihtiyâcım yoktur. İçinde ticâret yapılan bir çarşınız yok mu? (Bana o pazara delâlet ediniz,) dedi. Sa'd: - Kaynuka' (kabîlesinin) çarşısı vardır, dedi. Abdurrahmân İbn-i Avf Kaynuka' çarşısına gitti. (Satmak üzere) keş ve yağ götürdü. Ertesi günü yine gitti. Çok geçmedi, Abdurrahmân Resûlullah'ı ziyârete geldi. Üzerinde (ehl-i zifâfa mahsus) zafran eserin vardı. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Evlendin mi? diye sordu. Abdurrahmân: - Evet evlendim, diye cevap verdi. Resûlullah: - Kimi tezevvüc eylediğini sordu. O da: - Ensar'dan bir kadınla evlendim, dedi. Resûlullah: - Ne kadar mihir verdin? buyurdu. Abdurrahmân: - Bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altun yâhud altundan bir çekirdek verdim, diye cevab verdi. Bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Abdurrahmân'a: - Bir koyun (kesmek sûreti) le olsun, velîme yap, buyurdu.

Hadis No: 958

Konu: Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (2)
Başlık: Halâl İle Haram Arasındaki Umûr-ı Müştebiheye Dâir Nu'mân İbn-i Beşîr Hadîsi
Ravi: Nu'mân B. Beşîr (7)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Halâl olan şeyler bellidir; haram olanlar da bellidir. Fakat halâl ile haram arasında birtakım şübheli şeyler vardır (ki bunlar halâl mıdır, haram mıdır? Çok kimseler bilmezler). Kim ki, kendisince günah olması sezilen bir şey'i terk ederse, o, hürmeti âşikâr olan şey'i çoktan bırakmış demektir. Kim ki, günah olması şübheli olan şey'e cür'et ederse, bu da hürmeti vâzıh muharremâta dalmağa yaklaşmıştır. Günahlar (, haramlar) Allah'ın korusudur (yasak yeridir). Hangi çoban ki, (davarlarını) koru etrâfında otlatırsa, çok sürmeden koruya dalabilir.

Hadis No: 959

Konu: Çocuk Babaya Nisbet Edilir;neseb Tâyini
Başlık: Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs İle Abd İbn-i Zem'a Arasında İstilhak Ve Ta'yîn-i Neseb Da'vâsı. Ve Tarafeynin Sûret-i Teşekkülü
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Utbe İbn-i Ebî Vakkas, kardeşi Sa'd İbn-i Ebî Vakkas'a vasiyet etmiş (şöyle söylemiş): - Zem'an'ın câriyesinin oğlu (Abdurrahmân,) ben (im sulbüm) dendir. Bu çocuğu almalısın!. Hazret-i Âişe diyor ki: - Mekke'nin fethi senesi (Mekke'ye varıldığında) Sa'd İbn-i Ebî Vakkas, çocuğu (, Abdurrahmân'ı) yakaladı. Ve: - Bu, kardeşim Utben'in oğludur. Bunun nesebinin kendisine istilhâkı için bana vasıyet etmiştir, dedi. Bunun üzerine Abd İbn-i Zem'a ayaklanıp: - Bu, benim kardeşimdir; bababın câriyesinin oğludur; babamın firâşı üstünde doğmuştur, dedi. Her iki taraf bu nizâ' ve husûmetlerini Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e arz ettiler. Sa'd İbn-i Ebî Vakkas: - Yâ Resûla'llah! Bu çocuk, kardeşim Utbe'nin oğludur. Nesebinin kendisine istilhâkına dâir bana vasıyeti vardır, dedi. Abd İbn-i Zem'a da: - Bu, benim kardeşimdir; ve babamın câriyesi doğurmuştur; babamın firâşi üstünde doğmuştur, dedi. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Yâ Abd İbn-i Zem'a! Bu (Abdurrahmân) senin (kardeşin) dir, buyurdu. Sonra da Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Çocuk, (sâhib-i) firâşindir. Zânîye de mahrûmiyet düşer, buyurdu. Sonra Resûl-i Ekrem vesîle-i husûmet olan bu çocuğun sîmâca Utbe'ye benzediğini görerek, zevci Sevde Bint-i Zem'a'ya: - Ey Sevde! Bundan sonra sen de Abdurrahmân'a gözükme (, ondan kaç!) buyurdu. Bundan sonra Abdurrahmân, Sevde (vefât edip de) Allahü Azze ve Alâ'nın rahmetine kavuşuncaya kadar, Ümmü'l-Mü'minîn'in yüzünü görmedi.

Hadis No: 960

Konu: Kesilmiş Et Yerken Besmele
Başlık: Hill-ü Hurmette Şübhe, Vesvese Derecesini Bulmaması Hakkında Hazret-i Âişe Hadîsi
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bâzı kimseler: - Yâ Resûla'llah! Bâzı Bâdiyeler bize (kesilmiş) et getiriyorlar. Bilmeyiz ki, bunlar kesilirken hayvan üzerine İsmu'llah zikrettiler mi, etmediler mi? dediler. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Bu et üzerine Bismi'llâh deyiniz, sonra yeyiniz! diye cevab verdi.

Hadis No: 961

Konu: Helâl Kazanç
Başlık: Kazancın Hill-ü Hurmetine Mübâlâtsızlığın Zemmine Dâir Rivâyetler
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: insanlara (muhakkak) bir zaman erişir ki, o devirde kişi, ele geçirdiği mal halâldan mı, haramdan mı? kazanıldığını hiç aldırmaz.

Hadis No: 962

Konu: Parayı Para İle Değiştirmek;vâdeli Alışveriş;veresiye Alışveriş
Başlık: Bey'-i Sarfa Dâir Zeyd İbn-i Erkam İle Berâ' İbn-i Âzib'in Müşterek Rivâyetleri
Ravi: Zeyd B. Erkam (8)
Hadis:

Şöyle dedikleri rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem zamânında tâcir idik. (Bir kere) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e sarf(ın hükmün) den sorduk da Resûlullah: (Bir mecliste) bir elden bir ele verilir, alınırsa beis yoktur. Eğer va'de ile olursa sahîh değildir buyurdu.

Hadis No: 963

Konu: -
Başlık: Ebû Mûse'l-eş'arî'nin Rivâyet Ettiği Bir Hadîse Hazret-i Ömer'in Şâhid Talebi
Ravi: Ebû Mûsâ El-eş'arî (55)
Hadis:

Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Ömer İbn-i Hattâb radiya'llahu anh'den (ziyâret için üç def'a) izin istemiştim de bana izin verilmemişti. Ömer, (o sırada müslümanların işiyle) meşgul olsa gerekti. Ben de geri dönmüştüm. Ömer, meşguliyetinden kurtulunca (Ebû Mûse'l-Eş'arî'yi kasd ederek): - Abdullah İbn-i Kays'in sesini işitmedim mi? (Şimdi onu işitmiştim) izin veriniz (de gelsin!) demiş, fakat: - Ebû Mûsâ gitti, diye cevab verilmiştir. (Hazret-i Ömer arkamdan adam gönderip) beni da'vet etti. (Gelince) bana: - Niçin geri gittin? diye sordu. Ben de: - Biz, bununla (yâni izin verilmeyen kapıdan dönmekle) emrolunduk, diye cevab verdim. Bunun üzerine Ömer: - (Resûlullah'ın) böyle (rücû' ile emrine dâir) beyyine getirirsin. (Değil mi?. Vâkıa ben seni ittiham etmek istemem. Fakat nâsın Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e yalan isnâd etmesinden endîşe ederim) dedi. Bunun üzerine ben, (şâhid bulmak üzere) Ensar meclisine gittim. Onlardan (bu rücû' haberini) sordum. Ensâr: - Bu mes'ele hakkında büyüklerimizin senin için şahâdetleri ne lâzım?. Bunu küçüklerimiz de, (meselâ) Ebû Saîd-i Hudrî (bile) muhakkak (bilir,) şahâdet eder, dediler. Ben de Ebû Saîd-i Hudrî'ye gittim. (Ömer'e getirdim. O da haberi anlattı.) Ömer: - Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in emrinden (bu rücû' mes'elesi) bana kapalı mı kaldı? (Öyle ya) çarşılara, pazarlara ticârete çıkmak beni, (Resûlullah'ın meclisine devamdan) alıkoydu, di (ye eseflen) di.

Hadis No: 964

Konu: Sıla-i Rahm (6)
Başlık: Sıla-i Rahm Hakkında Enes İbn-i Mâlik'in Bir Hadîsi. Ve Sıla-i Rahmin Dereceleri
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Kim ki rızkının bereketlenmesi, bakıye-i ömrünün uzaması kendisini sevindirirse, o kimse sıla-i rahmetsin! buyurduğunu işittim, demiştir.

Hadis No: 965

Konu: Rehin
Başlık: Resûl-i Ekrem'in Rehn İle, Va'de İle Bir Yehûdîden Zahîre Mübâyaasına Dâir Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: (Bir def'a elimde) bir arpa ekmeği ve bir mikdar bayat yağla Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e vardım. (O sırada) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (demir) bir zırhını Medîne'de bir Yehûdîye rehnederek ondan âilesi (ni infâk) için (vâde ile bir mikdar) arpa almak üzere idi. Bu halde Resûlullah'ın: - Muhammed salla'llahu aleyhi ve sellem'in ehl-i beyti yanında ne bir sâ' buğday, (ne de) bir sâ' dâne akşamlayamadı ki, buyurduğunu işittim. (Enes devamla): - Hakîkaten Resûlullah'ın hânedânı içinde (lâzimü'l-infak) dokuz kadın vardı, (diyor).

Hadis No: 966

Konu: El Emeği, Alın Teri İle Kazanmak (2)
Başlık: Eli Emeği İle İktisâb-ı Maîşetin Fazîleti Hakkında Mikdam İbn-i Ma'd-i Kerib Hadîsi
Ravi: Mıkdâm İbn-i Ma'dî Kerib (2)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Hiç bir kimse kendi eli emeğini yemekten hayırlı, asla bir lokma yememiştir. Allah'ın Peygamberi olan Dâvud aleyhi's-selâm da kendi elinin emeğini yerdi dediğini haber vermiştir.

Hadis No: 967

Konu: Borçluya Kolaylık Göstermek;kolaylık Göstermek
Başlık: Satarken Alırken, Borcunu Edâ Ve Alacağını Taleb Ederken İbrâz-ı Sühûletin Fazîleti Hakkında Câbir Hadîsi (2)
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: - Satarken, alırken, alacağını taleb, borcunu edâ ederken sehâ (ve sühûlet) gösteren kimseye Allah rahmet eylesin!, buyurduğunu rivâyet edilmiştir.

Hadis No: 968

Konu: Kolaylık Göstermek (4)
Başlık: Satarken Alırken, Borcunu Edâ Ve Alacağını Taleb Ederken İbrâz-ı Sühûletin Fazîleti Hakkında Câbir Hadîsi (2)
Ravi: Huzeyfe B. El-yemânî (15)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Sizden evvel geçen milletlerden (semâhatli) bir kişi (öldüğünde onun rûhun) Melekler karşılayarak: - (Dünyâda) bir hayır işledin mi? diye sormuşlar. (Hiç bir hayrı bulunmayan) bu kişi: - Ben, (zimemlerimi tahsîl eden) hâdimlerime: fakir (medyûn)ı imhâl, ganîye de müsâmaha ediniz! sûretinde emrederdim, diye cevab vermişti. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak: - (Bu müsâmaha asıl bizim şân-ı ulûhiyetimize lâyıktır; bu kulumdan vaz geçiniz! diye) onu afiv buyurmuştur.

Hadis No: 969

Konu: Alışverişte Doğruluk;alışverişte Muhayyerlik
Başlık: Hiyâr-i Meclis Hakkında Hakîm İbn-i Hizâm Hadîsi Ve Îzâhı
Ravi: Hakîm İbn-i Hizâm (5)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Bâyi' ile müşteri (biribirinden) ayrılmadıkça, yâhud ayrılana kadar hıyâre mâliktirler. Bunlardan her biri dürüst olup da (sil'a ve semene âid husûsâtı biribirine) bildirirlerse, bu bey' (ü şirâ) ları kendilerine mübârek kılınır. Eğer tarafeyn (mâlin, semenin aybını) gizler de yalan söylerlerse, bu bey' (ü şirâ) larının bereketini giderilir.

Hadis No: 970

Konu: Takas
Başlık: Beyi'de Tefâdulun Men'ine Dâir Ebû Saîd-i Hudrî Hadîsi
Ravi: Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz (mücâhidler) e, (Beytü'l-mâlin) her çeşid karışık hurma yığınından rızık (, tayın) verilirdi. Biz de onun iki sâını bir sâ' hurmaya satardık. Bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - İki sâ' hurmayı bir sâ' a, iki dirhemi de bir dirheme satmayınız! buyurdu.

Hadis No: 971

Konu: Dövme Yaptırmak;fâiz;kan Aldırma Ücreti;resim Yapmak;ressamlar
Başlık: Semen-i Kelb, Semen-i Dem, Vâşime Ve Mevşûmeden Nehye Dâir Ebû Cühayfe Hadîsi
Ravi: Ebû Cuhayfe (9)
Hadis:

Oğlu Avf'in rivâyetine göre, müşârün-ileyh demiştir ki: (Babam) Ebû Cühayfe Haccam bir köle satın almıştı. Sonra Ebû Cühayfe bu köleye emretti de bu hacamat âletleri kırıldı. Ben babamdan: - Bunları niçin kırdırdınız? diye sordum. O da şöyle cevab verdi: - Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: kelb bedelinden, hacamat ücretinden nehyetti; yine Resûlullah döğünlemekten ve döğünlenmekten; ribâ (malı) yemekten ve yedirmekten de nehy buyurdu. Musavvire de hayırdan uzak olsun diye bed-düâ eyledi.

Hadis No: 972

Konu: Alışverişte Yemin
Başlık: Esnâ-yi Beyi'de Yeminden Tahzîre Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: Yemin, malın medâr-ı revâcıdır (zan olunur). Hakîkatte malın medâr-ı zevâlidir, der idi; bunu (kulağımla) işittim, dediği rivâyet edilmiştir.

Hadis No: 973

Konu: -
Başlık: Nazm-ı Şerîfinin Bâis-i Nüzûlü Olan Habbâb'ın Bu Husûsa Dâir Bir Rivâyeti
Ravi: Habbâb B. El-erett (5)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Câhiliyet (devrin) de ben Kılınccı idim. Benim Âs İbn-i Vâil uhdesinde alacağım vardı da buna alacağımı tahsîle geldim. Bu herif bana: - Sen Muhammed'e küfretmedikçe sana borcumu vermem, di(ye küfret) ti. Ben de: - Muhammed (salla'llahu aleyhi ve sellem) e Allah senin canını alıp sonra ba's olunmadıkça ben küfretmem, diye karşıladım. Bu def'a da herif: - (Öyle ise) ölüp, ba's olup (öbir âlemde) bana mal ve oğul, kız verilinceye kadar beni bırak da sana borcumu orada vereyim? di(ye istihzâ et) ti. Bunu müteâkib: - (Habîbim!) Şu küfredip de: bana elbette (Cennet'te) mal, oğul, kız verilir, diyen herifi gördün a?. Bu (habis) (levh-i mahfûza bakıp) gaybe muttali' mi olmuş, yoksa Rahmân (olan Allah) yanında bir ahd mı almıştır?. (Meâlindeki âyet-i kerîme) nâzil oldu.

Hadis No: 974

Konu: -
Başlık: Hayyâta Dâir Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle rivâyet edilmiştir: Bir terzi; hazırladığı yemeğe Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'i da'vet etti. Enes İbn-i Mâlik diyor ki: Ben de Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber gittim. Terzi, Resûlulullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e bir mikdar (arpa) ekmeği, bir mikdar da çorba takdîm etti. Çorbanın içinde kabak ve kuru et parçaları vardı. (Esnâ-yi taamda) gördüm ki, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem yemek kabının etrâfından kabak araştırıyordu. Yine Enes: artık o günden i'tibâren ben kabağı hoşlanmaktan bir an fâriğ olmadım, diyor.

Hadis No: 975

Konu: Bâkire İle Evlenmek;evleneni Tebrik Etmek;evlenmek;nikâh
Başlık: Câbir İbn-i Abdullâh'dan Rivâyet Olunan Meşhûr Hadîs-i Baîr
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Şu haber rivâyet edilmiştir: (Feth-i Mekke) gazâsında ben, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulundum. (Avdetde) devem beni (kafileden) geri bıraktı ve yürümez oldu. Bu sırada Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem yanıma geldi. Ve: - Ey Câbir! (Sen misin?) diye seslendi. - Evet, (benim) diye cevab verdim. Resûlullah: - Zorun nedir (ki, ordudan geri kaldın?) diye sordu. Ben: - Devem yürümedi, beni geri bıraktı da arkada kaldım, dedim. Resûlullah hemen (devesinden) indi. Mihceni ile devemi çekti. Sonra bana: - Haydi şimdi bin! buyurdu. Ben de bindim. Bu def'a da devem (in fevka'l-mu'tâd seyrin) e şâhid oldum. Onu ben, Resûlullâh salla'llahu aleyhi ve sellem (in devesini geçmek) den men' ediyorum. Resûlullah: (yol hasbihali olmak üzere) bana: - Evlendin mi? diye sordu. Ben de: - Evet, evlendim, dedim. Resûlullah: - Kız mı, yoksa dul mu? (aldın) diye sordu. Ben de: - Dul, diye cevab verdim. Resûlullah: - (Bâkir) bir câriye (tezevvüc etmek) istemez miydin?. O sana, sen de ona mülâabe ederdiniz! di (ye lâtîfe et) ti. Ben de: - (Bakımları) bana borç kızkardaşlarım var, (babam Abdullah öldü. Fakat dokuz, yâhud yedi kız bıraktı. Doğrusu ben de bunların arasına kendileri gibi bir bebek getirmeği hoşlanmadım) da (yaşlı, başlı dul) bir kadınla evlenmeği bunun da çocukları toplamasını ve saçlarını başlarını taramasını ve (elhâsıl) bunlar üzerinde bir mürebbî ol (up yetimlerin salâh-ı ahvâline bak) masını hayırlı buldum, dedim. Resûlullah: - (Allah eşini hakkında mübârek ve hayırlı kılsın!) Şimde sen (Medîne'ye) varıyorsun. Vardığında artık Ailene karşı âkıl, reşid, bağlı ol! Allah'dan evlâd taleb ediniz! buyurdu. Bundan sonra Resûl aleyhi's-selâm: - Deveni satar mısın? diye sordu. Ben de: - Evet satarım, dedim. Resûl-i Ekrem benden devemi bir okıyye (kırk dirhem) e iştirâ etti. Sonra Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem benden önce (Medîne'ye) gitti. Ben de kuşluk vakti vardım. (Arkadaşlarımla berâber) Mescid (-i Saâdet) e geldik. Ve Resûlullah'ın Mescid'in kapısı (önü) nde bulduk. Resûl aleyhi's-selâm bana: - Şimdi mi geldin? diye sordu. Ben de: - Evet şimdi geldim, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Artık deveni bırak da (Mescid'e) gir; iki rek'at (kudûm namazı) kıl! buyurdu. Ben de: girdim, kıldım. Sonra Resûlullah Bilâl'e bir okıyye (gümüş) tartıp bana vermesini emretti. Bilâl de terâzi ağır basarak tartıp verdi. Ben arkamı çevirip evime giderken bir de Resûl-i Ekrem (Bilâl'e): - Câbir'i bana çağır! buyurdu. Ben zannettim ki, Resûlulah devemi (beğenmedi de) şimdi geri verecek. Halbuki (dünyâda) bana bu deve kadar sevimsiz bir şey yoktu. Resûlullah: - Deveni al, bedeli de senin olsun! buyurdu.

Hadis No: 976

Konu: Satılan Malın Kusurunu Söylemek
Başlık: Gizli Ayıbları Bildirmeden Bey' Câiz Olmadığına Dâir İbn-i Ömer Hadîsi (2)
Ravi: Amr İbn-i Dînâr
Hadis:

İbn-i Ömer radiya'llahu anhümâ'ya âid bir vâkıa, bunun şâhidi olan Amr İbn-i Dînâr'dan şu sûretle rivâyet edilmiştir: İbn-i Dînar demiştir ki: Şu (Mekke şehri) nde Nevvâs isminde bir (deve tâciri) vardı. Bunun develeri arasında bir de hastalıklı devesi bulunuyordu. İbn-i Ömer radiya'llahu anhümâ gelip bu hastalıklı deveyi Nevvâs'ın ortağından satın aldı. Sonra Nevvâs'a gelip hasta deveyi sattığını anlattı. Nevvâs: - Kime sattın? diye sordu. Şerîki: - Şöyle şöyle (sıfatta) bir ihtiyara sattım, dedi. Nevvâs (şerîkini tevbîh ederek): - Vay sana yazıklar olsun!. Vallahi bu ihtiyar zat İbn-i Ömer'dir, dedi. Ve hemen İbn-i Ömer'e gitti. Ve: - Şerîkim size kusûrunu bildirmeden hastalıklı bir deve satmıştır, diye vaziyeti anlattı. İbn-i Ömer: - Öyle ise malına rücû' et, dedi. Nevvâs deveyi alıp götüreceği sırada da İbn-i Ömer: - Haydi bırak şu deveyi!. Artık biz, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: [Advâ (emrâzın bizâtihî sirâyeti) yoktur] hükmüne râzı olmuş kimseleriz, buyurdu.

Hadis No: 977

Konu: -
Başlık: Gizli Ayıbları Bildirmeden Bey' Câiz Olmadığına Dâir İbn-i Ömer Hadîsi (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Ebû Taybe (Nâfi') Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'i hacamat etti de Resûlullah Ebû Taybe'ye bir sâ' (1040) dirhem hurma verilmesini emreyledi. (Bundan başka) Ebû Taybe'nin efendisi (Hârise oğulları) na da, te'diyesi meşrut vergisini hafifletmelerini emir buyurdu.

Hadis No: 978

Konu: -
Başlık: Resûl-i Ekrem'in İhtcâmı Ve Hacamat Ücretini İ'tâsı Hakkında İbn-i Abbâs Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem hacamat oldu. Ve hacamat eden haccâma (bir sâ' hurma ücret) verdi. Eğer ücret vermek haram olsaydı Resûlullah bu adama vermezdi dediği rivâyet edilmiştir.

Hadis No: 979

Konu: Resim Bulunan Evler
Başlık: Tasvîr Hakkında Hazret-i Âişe Hadîsi
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ (bir kere) ufak bir yastık, bir şilte almıştı. Üstünde (hayvan) resimleri vardı. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bunu görünce kapının önünde tevakkuf buyurdu da içeri girmedi. Âişe radiya'llahu anhâ (bu sırada) Resûlullah'ın yüzünde şiddet (âsârı) sezdim de: - Yâ Resûla'llah! Allah'a ve Allah'ın Resûlüne tevbe ederim. (Fakat bilmem ki) ne kusûr ettim, dedim. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Şu yastığın (burada) işi nedir? buyurdu. Ben: - Yâ Resûla'llah! (Kâh) üzerine oturasın, (kâh) yaslanasın diye senin için iştirâ ettim, diye cevab verdim. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Bu sûretlerin sâhibleri kıyâmet gününde muhakkak azâb olunurlar. Ve bu kimselere (tahakküm ve ta'ciz yollu): tasvîr ettiğiniz bu hayvanları (haydi) diriltiniz (bakalım?) denilir, dedi. Yine Resûlullah: Şol bir ev ki, içinde sûretler vardır, artık o eve Melekler girmez, buyurdu.

Hadis No: 980

Konu: Hîbe
Başlık: Bey' Ve Hibe Hakkında İbn-i Ömer Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile biz bir seferde bulunduk. Ben (babam) Ömer radiya'llahu anh'in genç, çetin bir devesine binmiştim. Deve bana galabe ediyor ve kafilenin önüne geçiyordu. Ömer onu men' edip geri çeviriyordu. Sonra devem (tekrar) kafileyi geçiyor, Ömer de men' edip çeviriyordu. Bu sırada Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Ömer'e: - Şu (hırçın) deveyi bana satsana! buyurdu. Ömer: - O senindir yâ Resûla'llah! dedi. (Tekrar) Resûl-i Ekrem: - Şu deveyi bana sat! buyurdu. Ömer de Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e sattı. Der-akab Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Ey Abdullah İbn-i Ömer! (Şimdi) deve senindir. Nasıl istersen öyle tasarruf edersin, buyurdu.

Hadis No: 981

Konu: Alışverişte Aldatmak;alışverişte Doğruluk
Başlık: islâm Dîninde Aldatmak Yoktur Kavl-i Şerîfinin Şeref Vurûdu Ve Habbân İbn-i Munkız
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Bir kimse Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e bey' ü şirâda dâima kendisinin aldatıldığını arz etti. Resûl-i Ekrem buna cevâben: - Sen de bir şey almak istediğinde (İslâm dîninde) aldatmak yoktur de, buyurdu.

Hadis No: 982

Konu: Alışveriş;kâ'be'nin Tahrîbi
Başlık: Kâ'be'yi Tahrîb Eden Habeşîlerin Hasfine Dâir Hazret-i Âişe Hadîsi
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: (Bir kere) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - (Âhir zamanda) bir gürûh Kâ'be'yi (tahrîb) kasd edecektir. Bunlar Beydâ mevkiine geldiklerinde başbuğlarından son neferlerine kadar (ortaları da müstesnâ olmıyarak) yere batırılırlar. (Yalnız muhâlefet edip ayrılanlar kurtulup haber verirler) buyurdu. Ben: - Yâ Resûla'llah! Bunlar başlarından sonlarına kadar nasıl batırılırlar; halbuki bunların arasında (bey'-u şirâ ile geçinen) çarşı halkı vardır ki, bunlardan ma'dud değildirler, dedim. Resûl-i Ekrem: - (Evet) bunlar başlarından sonlarına kadar batırılırlar. Sonra bu batanlar (kıyâmet gününde) niyetlerine göre ba's (Haşr-ü Neşr) olunurlar, buyurdu.

Hadis No: 983

Konu: Hz. Peygamber'in İsimlerini Almak (2)
Başlık: Resûl-i Ekrem'in Öz Adiyle Soy Adının Cem' Edilmemesine Dâir Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (bir kere) çarşıda iken bir kimse: yâ Ebe'l-Kasim! diye seslendi. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem buna dönüp baktı. Bu adam (başka birisine işâret ederek): - Ben şunu çağırmıştım, dedi. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Benim (öz) adımla ad koyunuz. Fakat soy adımla künyelemeyiniz! buyurdu.

Hadis No: 984

Konu: Çocukları Sevmek (3)
Başlık: küçük Orada Mısın? Diye Resûl-i Ekrem'in Hazret-i Hasen'e Hitâbı Hakkında Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (bir kere) gündüzün bir parçasında (hâne-i Saâdet'ten) çıkıp ne o bana, ne ben de ona bir şey söylemiyerek Kaynuka' çarşısına gelinceye kadar (yürüdü). Sonra buradan dönüp Fâtıma radiya'llahu anhâ'nın evinin önünde bir kenar oturdu. Ve (Hazret-i Hasen'i kasd ederek): - Küçük orada mısın, küçük orada mısın? diye sordu. Hazret-i Fâtıma çocuğun derhal evden çıkmasını biraz tevkîf etti. Zannedersem bu az zaman içinde çocuğu vâlidesi ya giydirmişti; yâhud saçını başını yıkayıp taramıştı. Sonra çocuk sür'atle koşarak geldi. Resûl-i Ekrem çocuğu kucakladı; ve öp (üp kokla)dı. Sonra: - Allah'ım, sen bu çocuğu sev, bunu seveni de sev! diye düâ buyurdu.

Hadis No: 985

Konu: Malı Pazarda Satmak (açıkta)
Başlık: Müşterinin Aldığı Zahîreyi Kabzetmezden Evvel Satmasının Menhî Olduğuna Dâir İbn-i Ömer Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem zamânında kârbân (sâhibi tâcirler) den (mal kabz edilmeden) zahîre alırlardı. Sonra Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bu tâcirlere memur gönderdi. Mallarını zahîre pazarına nakledip getirinceye kadar malı aldıkları yerde satmaktan men' eyledi. Yine İbn-i Ömer'den gelen bir rivâyette: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem iştirâ edilen hubûbâtı (ölçülüp) teslîm edinciye kadar onun (kable'l-kabz) satılmasını nehyetti, demiştir.

Hadis No: 986

Konu: Hz. Peygamber'in Tevrat'taki Vasıfları
Başlık: Resûl-i Ekrem'in Tevrat'taki Evsâf-ı Âliyesine Dâir Abdullâh İbn-i Amr İbn-i Âs'ın Âlimâne Bir Rivâyeti.. Ve Tevrat Âyetinin Kur'ân Âyetleriyle Tefsîri
Ravi: Abdullâh B. Amr B. Âs (28)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyhe Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in Tevrat'ta (muharrer) olan alâmetinden soruldu da Abdullah İbn-i Amr (müekked olarak şöyle) cevab verdi: - Evet, Vallahi Resûlullah, Kur'an'daki bâzı sıfatiyle Tevrat'ta tavsif buyurulmuştur ki, bu muhakkaktır; (ve şöyledir:) Ey azîz Peygamber! Şübhesiz biz seni (Hakka) şâhid, (mü'minlere) beşîr, (münkirlere) nezîr, âcizlere mahmî gönderdik. Sen, elbette benim kulum ve Peygamberimsin!. Sana ben Mütevekkil adını verdim. Bu Peygamber, kötü huylu, katı kalbli, çarşılarda çağırkan değildir. O, kötülüğe kötülükle mukabele etmez, belki onu afvile, mağfiretle karşılar. Allah (şirke) sapan kavm (-i Arab) ı bu Peygamber (in irşâdiy) le Lâ ilâhe illa'llah diyerek (kıble-yi tevhîde) doğrultmadıkça onun rûhun kabzetmiyecektir. Allah, kör gözleri, sağır kulakları, kapalı gönülleri bu (kelime) nin (sehhar te'sîriy)le açacaktır.

Hadis No: 987

Konu: -
Başlık: Keyl Ve Vezin Masraflarının Bâyie Âid Olduğuna Dâir Câbir Hadîsi
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Babam) Abdullah İbn-i Amr İbn-i Harâm, üzerinde (şuna, buna) borcu olduğu halde (Uhud'de şehîden) vefât etmişti. Alacaklıların bu borctan (bir mikdârını) bırakmaları husûsusnda Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in yardım buyurmasını diledim. Nebî aleyhi's-selâm bunlardan böyle bir sulh taleb etti ise de alacalılar (Yehûdî olduklarından) bir şey bırakmadılar. Bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bana: - Ey Câbir, haydi (bahçene) git; hurmanı (toplayıp) tasnîf et: Acve (denilen iyi)yi bir boy, Azk-ı Zeyd (denilen engin) i de bir boy yap; sonra bana (haber) gönder! buyurdu. Ben bu emr-i Nebevî'yi yerine getirdim, sonra Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e (haber) gönderdim. Resûl-i Ekrem geldi. Hurma (harmanı)nın başına yâhud ortasına oturdu. Sonra (orada bekleşen alacaklılara işâret ederek): - Haydi şu kavmin matlubâtını ölç! buyurdu. Ben de ölçüp dâyinlere tamâmen haklarını verdim. Geri kalan hurmamın sanki aslından bir şey eksilmemişti?

Hadis No: 988

Konu: Azık (2)
Başlık: Âile Erzâkının Ölçülmesinde Bereket Bulunduğuna Dâir Mikdam Hadîsi
Ravi: Mıkdâm İbn-i Ma'dî Kerib (2)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'den rivâyetine göre Resûl-i Ekrem: Azığınızı ölçünüz, intifâınız çoğalır, buyurmuştur.

Hadis No: 989

Konu: Mekke'nin Fazîleti
Başlık: Resûl-i Ekrem'in Medîne'nin Müddü Ve Sâı Hakkındaki Duâlarına Dâir Abdullâh İbn-i Zeyd Hadîsi
Ravi: Abdullah İbn-i Zeyd (5)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'den rivâyetine göre, Resûl-i Ekrem: - İbrâhim Mekke'yi vâcibü'l-ihtirâm kıldı. Ve Mekke'ye (yümn-ü bereketle) düâ buyurdu. İbrâhim'in Mekke'yi muhterem kıldığı gibi ben de Medîne'yi muhterem kıldım. Ve Medîne'nin Müddi ve Sâı (nın bereketi) hakkında düâ ettim. Nasıl İbrâhim Mekke için bereketle düâ etti ise, buyurmuştur.

Hadis No: 990

Konu: Götürü Pazarlık;ihtikâr;muhtekirler
Başlık: Bey' Edilen Taam Ve Erzâkın Pazara Naklinden Evvel Elden Ele Satanların Asr-ı Saâdet'te Darbedildiğine Dâir İbn-i Ömer Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

[Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem zamânında ben, götürü pazarlık erzak iştirâ eden (ve kabz etmeden âhere satmak isteyen) öyle (muhtekir) ler gördüm ki, bunlar, bu malları yükleyip nakl edinceye kadar döğülürler, (ve kable'l-kabz) satmaktan men' olunurlardı] dediği rivâyet edilmiştir.

Hadis No: 991

                                                         Önceki Konu    Sonraki Konu          Sayfa Başı