Sahih-i Buhari
1-TECRÎD'İN METNİ
2-KİTÂBÜ'L-ÎMÂN
3-KİTÂBÜ'L-İLİM
4-KİTÂBÜ'L-VUDÛ'
5-KİTÂBÜ'L-GUSL
6-KİTÂBÜ'L-HAYZ
7-KİTÂBÜ'T-TEYEMMÜM
8-KİTÂBU'S-SALÂT
9-KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT
10-BÂBU BED'İ'L-EZÂN
11-CUM'A BAHSİ
12-SALÂT-İ HAVF BAHSİ
13-İYDEYN BAHSİ
14-VİTİR BAHSİ
15-İSTİSKÂ BAHSİ
16-KÜSÛF BAHSİ
17-SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ
18-TAKSÎR-İ SALÂT BAHSİ
19-TEHECCÜD BAHSİ
20-TERÂVİH NAMAZI
21-İSTİHÂRE HADÎSİ VE DUÂSI
22-MEKKE VE MEDÎNE MESCİDLERİNDE KILINAN NAMAZIN FAZÎLETİ BÂBI
23-SEYYİDÜ'L-MÜRSELÎN SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM'İ ZİYÂRET
24-NAMAZDA İSTİÂNE BAHSİ
25-NAMAZDA SEHİV BAHSİ
26-CENÂZE BAHSİ
27-KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
28-SADAKA-İ FITIR BAHSİ
29-KİTÂBÜ'L-HAC
30-EBVÂBÜ'L-ÖMRE
31-EBVÂBÜ'L-MUHSAR
32-CEZÂ-İ SAYD BÂBI
33-FAZÂİL-İ MEDÎNE
34-KİTÂBÜ'S-SAVM
35-TERÂVÎH NAMAZI
36-KADİR GECESİ'NİN FAZÎLETİ
37-MESCİDLERDE İ'TİKÂF
38-KİTÂBÜ'L-BÜYÛ'
39-İHTİKÂRIN ZEMMİ
40-HİBE BAHSİ
41-MENÎHA FASLI
42-ŞAHÂDET BAHSİ
43-SULH VE İNSANLAR ARASINI ISLAH BAHSİ
44-ŞARTLAR BAHSİ
45-VASIYYETLERİN AHKÂMI BAHSİ
46-CİHAD VE SİYERİN FAZÎLETİ BAHSİ
47-HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
48-BED'ÜL-HALK BAHSİ
49-AHÂDÎS-İ ENBİYÂ ALEYHİMÜ'S-SALÂTÜ VE'S-SELÂM BAHSİ
50-İBRET-ÂMİZ BENÎ İSRÂİL KISSALARI
51-KİTÂBÜ'L-MENÂKIB
52-KUREYŞ'İN MENÂKIBI BAHSİ
53-HUZÂA KISSASI
54-EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ (RADİYA'LLÂHU ANH)İN İSLÂM'I VE ZEMZEM KISSASI
55-PEYGAMBERİMİZİN İSLÂM'A ALENÎ İLK DA'VETİ
56-PEYGAMBERİMİZİN HÂTEMÜ'L-ENBİYÂLIĞINI TEBLÎĞ BUYURMASI
57-İSLÂM'DA NÜBÜVVET ALÂMETLERİ
58-AYIN İKİYE BÖLÜNMESİ MU'CİZESİ
59-EBÛ BEKR ES-SIDDÎK RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
60-ÖMER İBN-İ HATTÂB RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
61-OSMÂN İBN-İ AFFÂN RADİYA'LLÂHU ANH
62-ALÎ İBN-İ EBÎ TÂLİB RADİYA'LLÂHU ANH
63-ZÜBEYR İBN-İ AVVÂM RADİYA'LLÂHU ANH
64-TALHA RADİYA'LLÂHU ANH
65-SA'D İBN-İ EBÎ VAKKÂS RADİYA'LLÂHU ANH
66-PEYGAMBERİMİZ'İN DÂMATLARINDAN EBÜ'L-ÂS
67-ZEYD İBN-İ HÂRİSE İLE OĞLU ÜSÂME RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
68-ABDULLÂH İBNİ ÖMER RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
69-AMMÂR VE HUZEYFE RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
70-EBÛ UBEYDE İBN-İ CERRÂH RADİYA'LLÂHU ANH
71-HASEN VE HÜSEYİN RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
72-ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ
73-HÂLİD İBN-İ VELÎD RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
74-SÂLİM İBN-İ MA'KIL RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
75-ÂİŞE RADİYA'LLÂHU ANHÂ'NIN FAZÎLETİ
76-MENÂKIB-I ENSÂR BAHSİ
77-RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
78-MEB'ASÜ'N-NEBÎ SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM BÂBI
79-İSRÂ' VE Mİ'RÂC HADÎSİ
80-RESÛLULLÂH İLE ASHÂB'ININ MEDÎNE'YE HİCRETİ BÂBI
81-MEGÂZÎ BAHSİ
82-BÜYÜK BEDİR GAZÂSI
83-BENÎ NADÎR'İN TEHCÎRİ VAK'ASI
84-UHUD GAZÂSI
85-AHZÂB VE HENDEK HARBİ
86-BENÎ KURAYZA SEFERİ
87-HAYBER GAZÂSI
88-ÖMRETÜ'L-KAZÂ'
89-MÛTE GAZÂSI
90-MEKKE'NİN FETHİ GAZÂSI
91-HUNEYN SEFERİ
92-ZÜ'L-HALASA GAZÂSI
93-SEYFÜ'L-BAHR GAZÂSI
94-RESÛL-İ EKREM'E GÖNDERİLEN KABÎLELERİN HEY'ETLERİ
95-HACCETÜ'L-VEDÂ'
96-TEBÛK GAZÂSI
97-PEYGAMBER'İN KİSRÂ VE KAYSER'E GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR
98-NEBÎ SALLA'LLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN HASTALIĞI VE VEFATI BAHSİ
99-KUR'ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
100-EN'ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
101-KUR'ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
102-NİKÂH BAHSİ
103-TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
104-KİTÂBÜ'TALÂK
105-NAFAKA BAHSİ
106-TAÂM BAHSİ
107-AKİKA BAHSİ
108-ZEBÎHALARLA AVLARA VE BUNLARA ÇEKİLEN BESMELE BAHSİ
109-SAYDÜ'L-BAHR=DENİZ AVI
110-KİTÂBÜ'L-ADÂHÎ
111-KİTABÜ'L-EŞRİBE
112-KİTABÜ'L-MERZÂ
113-KİTÂBÜ'T-TIB
114-KİTÂBÜ'L-LİBÂS
115-KİTÂBÜ'L-EDEB
116-KİTÂBÜ'L-LİBÂS;KİTÂBÜ'L-EDEB
117-KİTÂBÜ'L-İSTİ'ZÂN
118-KİTÂBÜ'L-KADER
119-KİTÂBÜ'L-EYMÂN
120-KİTÂBÜ'L-KEFFÂRÂT
121-KİTÂBÜ'L-FARÂİZ
122-KİTÂBÜ'L-HUDÛD
123-KİTÂBÜ'L-MUHÂRİBÎN
124-KİTÂBÜ'D-DİYYÂT
125-RÜ'YÂ TA'BÎRİ BAHSİ
126-KİTÂBÜ'L-FİTEN
127-KİTÂBÜ'L-AHKÂM
128-KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
129-KİTÂBÜ'R-RİKAK
130-KİTÂBÜ'T-TEMENNÎ
AHÂDÎS-İ ENBİYÂ ALEYHİMÜ'S-SALÂTÜ VE'S-SELÂM BAHSİ
         Bu bölümde toplam 40 Hadisi Şerif var.
Konu: Âdem (a.s);hazret-i Âdem'in Boyu;melekler
Başlık: Âdem'in Boyu Ve Sûreti Hakkında Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah, Âdem (Peygamber) i (şu güzel insan kılığında) yarattı. Boynunun uzunluğu (bugünün müteâref ölçü mikyâsiyle) altmış zirâ' idi. (Hilkati tamamlandıktan) sonra Allahu Teâlâ ona: - Haydi, Meleklerden şu (rada otura) nların yanlarına git de onlara selâm ver!. Ve onların senin selâmını nasıl karşıladıklarını (iyi) dinle!. Çünkü bu, hem senin, hem de (senden sonra) zürriyetinin selâmlaşma (nümûne) sidir. Bunun üzerine Âdem Meleklere: - Es-selâmü aleyküm (kazâdan, belâdan esenlik üzerinize olsun!) dedi. Onlar da: - Es-selâmü aleyke ve rahmetu'llah (Esenlik ve Allah'ın rahmeti üzerine olsun!) diye karşıladılar. Ve selâmlarına ve rahmetu'llah ziyâde ettiler (ki, bu, selâmlaşmanın ilk meşrûiyetidir). Âdem, beşerin büyük atası olduğu için Cennet'e her giren kişi, Âdem'in (bu güzel) sûretinde girecektir. Âdem'in (sonra gelen) ahfâdı onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeğe devâm etti. Nihâyet (bu eksiliş) şimdi (Muhammed ümmetinde) sona erdi.

Hadis No: 1367

Konu: Abdullah B. Selâm'ın Müslüman Oluşu, Menkıbeleri;cennet Ehlinin İlk Yiyeceği;çocuğun Anasına Yahut Babasına Benzemesi;kıyâmet Alâmetleri
Başlık: Abdullâh İbn-i Selâm'ın Müslüman Olması;abdullâh İbn-i Selâm'ın Resûl-i Ekrem'e Üç Sorgusu;abdullâh İbn-i Selâm'ın Müslümanlığına Yehûd'un İ'tirâzı
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyete göre demiştir ki: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in Medîne'ye gelmeleri haberi Abdullah İbn-i Selâm'a erişmişti de o hemen Resûlullah'a gelerek: - Yâ Muhammed! Ben sana üç suâl soracağım ki, bunların cevablarını yalnız Peygamber olan bilebilir? dedi: 1) Eşrât-ı sâatin (Kıyâmet alâmetlerinin) evvelkisi nedir? 2) Ehl-i Cennet (Cennet'e girdiklerinde) ilk önce hangi taâmı yiyecekler? 3) Çocuk ne cihetle babasına benzer, hangi bir sebeple de ana soyuna çeker? diye sordu. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Bu mes'eleleri önün sıra Cibrîl bana haber vermişti! buyurdu. Bunun üzerine Abdullah: - (Bırak onu) o Cibrîl Melekler arasında Yehûdî düşmanıdır! dedi. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (asıl cevâba başlıyarak): - 1) Kıyâmet alâmetlerinin en öncesi bir ateştir ki, o, insanları Maşrık'tan Mağrib'e sürecektir. 2) Ehl-i Cennet'in yiyeceği ilk taâm da balık ciğerinin (sarkmış olan) fazlasıdır. 3) Çocuğun (baba ve ana soylarına) benzemesine gelince: erkeğin kadına cinsî münâsebette bulunduğu sırada erkeğin suyu kadınınkinin önüne geçerse, çocuk babaya benzer. Kadının suyu erkeğinkinin önüne geçerse, çocuk anaya benzer, buyurdu. Bunun üzerine Abdullah İbn-i Selâm: - Kat'î sûrette ben şehâdet ederim ki, sen yâ Muhammed Allah'ın (Hak) Peygamberisin dedi. Bundan sonra İbn-i Selâm (devâmla): Yâ Resûla'llah! Yehûd, insanı hayrette bırakacak sûrette yalan söyleyen, asılsız isnâd ve iftirâlarda bulunan haksız bir millettir. Eğer siz ben (im seciyemi, her hâlim) i onlardan sormazdan önce benim müslüman olduğumu duyup öğrenirlerse muhakkak onlar yanınızda bana (akla gelmedik) büthân ve iftirâlarda bulunurlar. (Siz beni onlardan sorunuz!) dedi. Bunu müteâkip idi ki, Resûlullah'ın huzûruna bir Yehûd (zümresi) geldi. Abdullah da evi(n mahfûz bir tarafın)a çekiliverdi. Şimdi Resûlullah Yehûdîlere: - Aranızdaki Abdullah İbn-i Selâm nasıl adamdır? diye sordu. Yehûdîler: - O, bizim en yüksek bir âlimimizdir. Bu derece yüksek bir âlimimizin de oğludur. Yine İbn-i Selâm, bizim en hayırlımızdır ve en hayırlı bir sîmâmızın da oğludur! dediler. Bunun üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: Abdullah müslüman olduysa ne dersiniz, (siz de müslüman olur musunuz?) diye sordu. Yehûdîler: - Böyle şeyden onu Allah korusun! diye karşıladılar. Bunun üzerine Abdullah Yehûdîlere karşı çıktı. Ve: - Eşhedü en lâ ilâhe illa'llah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah = bilirim (ey Yehûdî cemâati, size de) bildiririm ki, Allah'dan başka yoktur tapacak. Yine bilirim, bildiririm, Allah'ın elçisidir Muhammed dedi. Bu def'a da Yehûdîler: - O bizim şerîrimizdir, şerîrimizin de oğludur! demeğe başladılar. Ve İbn-i Selâm' (ın ırzı, nâmûsu, neseb ve şerefi) hakkında türlü iftirâlarda bulundular. (Bu mütenâkız şehâdet üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Birinci şehâdetiniz bize kâfîdir; ikincisi ise lüzumsuzdur! buyurdu).

Hadis No: 1368

Konu: Benî İsrâil;havvâ;kadın Cinsinin Hıyâneti
Başlık: Et Ve Karınlarla İlgili Rivayet
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Eğer Benî İsrâil olmasaydı et kokmazdı. Sonra Havvâ (anamız) olmasaydı kadın cinsi zevcine hiyânet edip aldatmazdı dediği rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1369

Konu: Allâh'a Şirk Koşmamak;cehennem Azâbı
Başlık: Şirk İle İlgili Hadis
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna ve müşârün-ileyh, rivâyetini Resûlullah'a ref' ve îsâl ettiğine göre: Allahu Teâlâ (Kıyâmet gününde) Cehennemliklerin azâb cihetiyle en hafîfi olan (Ebû Tâlib gibi) birisine: - Farzedelim ki, yeryüzünde mal olarak ne varsa hep senin olsa, şu azâbtan kurtulmak için onu fedâ eder mi idin? diye soracaktır. O da: - Evet, fedâ ederdim, yâ Rabbî! diyecek. Bunun üzerine Allahu Teâlâ: - Fakat sen, Âdem (atan) in sulbünde iken ben senden (şimdi göze aldığın fedâkârlıktan) daha ehven bir şey istemiştim ki, bana şirk ve küfür etmemendi. Fakat sen (dünyâya gelince Tevhid'den) imtinâ edip şirki iltizâm ettin! diyecektir.

Hadis No: 1370

Konu: Kâbil'in Hâbil'i Öldürmesi;kötü Çığır Açanlar
Başlık: Kâbil'in Hâbil'ikatli Hadisi
Ravi: Abdullâh B. Mes'ûd (72)
Hadis:

Rivâyete göre Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Hiç bir Âdem-oğlu zulm ile öldürülmez, ancak onun kanı (nın günâhı) ndan birinci Âdem (atanın) oğlu (Kabil hesâbı) na bir pak ayrılır. Çünkü bu cinâyeti âdet edenlerin önderi odur. (Kardeşi Hâbil'i öldürmüştür).

Hadis No: 1371

Konu: Kötülüğün Artması İyilikleri De Helâk Eder
Başlık: Ye'cûc Ve Me'cûc'le İlgili Zeynep Bint-i Cahş Hadisi
Ravi: Zeyneb Bint-i Cahş
Hadis:

(Peygamberimiz'in kadınlarından) Zeyneb Bint-i Cahş radiya'llahu anhâ'dan gelen rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bir kere telâşla Zeyneb'in yanına girerek: - Lâ ilâhe illâ'llah, vukuu yaklaşan bir şerden, büyük bir fitneden dolayı vay Arabın hâline?, Bugün Ye'cûc ve Me'cûc'un seddinden şunun gibi bir delik açıldı! buyurdu da baş parmağiyle onu ta'kîb eden (şehâdet) parmağını halkaladı. Bunun üzerine Cahş kızı Zeyneb: - Yâ Resûlullah! İçimizde bu kadar sâlih (kimse) ler varken biz helâk olur muyuz? diye sordu. Resûlullah: Evet! Fısk-u fücûr, fuhş ve ma'sıyet çoğaldığı zaman (helâk olursunuz!) diye cevab verdi.

Hadis No: 1372

Konu: Âdem (a.s);kıyâmet Günü;ye'cüc-me'cüc
Başlık: Muhammed Ümmeti Cennet Halkının Yarısıdır
Ravi: Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Kıyâmet günü) Allah Tebâreke ve Teâlâ, Âdem (atamız) a: - Yâ Âdem diyecek, o da icâbet ederek: - Yâ Rab! Fermânına mükerreren icâbet ve mülâzemet eder ve her emrini infâza dâimâ kıyâm ve mübâderet eylerim! Ve her hayır, Sen'in emir ve fermânında tecellî eder, diyecek. Bunun üzerine Allahu Teâlâ: - Cehennem'e girecekleri (halk arasından) seçip gönder! buyuracak. Âdem Peygamber: - Yâ Rab! Cehennem'e gönderileceklerin mikdârı ne kadardır? diye soracak... Allahu Teâlâ: - Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu! diye cevap verecek. Ve Cenâb-ı Hak Âdem'e böyle buyurduğu sıra (bunun verdiği şiddetli korkudan) gûyâ çocuk ihtiyarlayacak, her gebe kadın da çocuğunu düşürecek. Ve o anda, Habîbim, mahşer halkını (korkudan) sarhoş sanırsın! Halbuki onlar hiç de sarhoş değillerdir. Ancak o sekir, Allah'ın şiddetli (emrinin netîcesi duyulan) azâb (ın bir eseri) dir. Resûlullah'ın huzûrunda bulunan Ashâb: Yâ Resûla'llah: O (binde) bir hangimiz olabilir? diye sordular. Resûlullah: - Size müjdeler olsun, sizden bir kişiye mukabil Ye'cûc ve Me'cûc'dan bin kişi (Cehennem'e gönderilecektir) buyurdu. Sonra da: Hayâtım yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn eder de kat'î olarak umarım ki: siz (Muhammed ümmeti) ehl-i Cennet'in dörtte birini teşkîl edesiniz! diye müjdeledi. Bunun üzerine biz: Allahu Ekber, dedik. Bunun üzerine Resûlullah: Umarım ki, ehl-i Cennet'in üçte birisi olasınız! buyurdu. Biz yine tekbîr getirdik. Bunun üzerine de: Umarım ki: ehl-i Cennet'in yarısı olasınız! buyurdu. Biz de tekbîr getirdik. En sonu Resûlullah: Siz mahşer halkının umûmuna kıyâs edilince, ancak siz bir beyaz öküzün derisi üzerindeki siyah bir tüy mesâbesindesiniz. Yâhut da siyah bir öküz derisinde sanki beyaz bir tüy, buyurdu.

Hadis No: 1373

Konu: Kabirden Kalkış;kıyâmet Günü
Başlık: İbrâhim Aleyhi'selâm
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: Siz (kabirden kalktığınızda) ayağınız çıplak, vücûdünüz uryân, (anadan doğma) erlik yeriniz sünnetsiz olarak haşrolunacaksınız! buyurmuş. Sonra Resûlullah: Kıyâmet koptuğu gün biz, gök (tabakaların) ı, kitaplar içinde defter (yaprakları) dürer gibi düreceğiz. (İnsanları da) ilk yaratmağa başladığımız gibi va'dettiğimiz vechile iâde edeceğiz. Şüphesiz biz (va'dimizi) yaparız. (Meâlindeki âyeti okudu. Ve (şöyle dedi:) Kıyâmet günü (Peygamberlerden) ilk elbîse giydirilen kişi (en büyük babam) İbrâhîm'dir. Yine Kıyâmet günü Ashâbımdan bâzı kimseler (yakalanıp) sol tarafa (Cehennem tarafına) götürülürler. Hemen ben: onlar benim Ashâbımdır, (bırakın) diye sesleneceğim de bana: Yâ Muhammed! Emîn ol ki, sen bunlardan ayrıldığındanberi onlar ökçelerine basarak geri dönmüş mürtedlerdir! diye cevap verilecektir. Ben de Allah'ın sâlih kulu ve Peygamberi (Îsâ İbn-i Meryem) in dediği gibi (şöyle) diyeceğim: - Yâ Rab! Bunların içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerine şâhid ve nigehbân oldum. Beni sen vefât ettirince, onlar üzerine yalnız Sen murâkıp oldun. Esâsen Sen Rabbım, her şey'e şâhitsin! Eğer onlara azâb edersen, şüphesiz onlar Sen'in kullarındır; eğer mağfiret edersen yine şüphesiz Sen Azîz'sin, (ne dilersen yaparsın sana güç değildir) Hakîm'sin (âdilâne yaparsın!).

Hadis No: 1374

Konu: İbrâhim (a.s);kıyâmet Günü;müşrik Ataya Mağrifet Dilememek
Başlık: Hazret-i İbrâhîm Ve Babası Âzer
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kıyâmet gününde İbrâhîm, babası Âzer ile -Âzer'in yüzü simsiyah toz, toprak içinde- karşılaşacaktır. İbrâhîm babasına: - Ben sana (dünyâda) bana âsî olma! demedim mi? diyecek. Babası da ona: - İşte bugün sana âsî olmayacağım, diye cevap verecek. Bunun üzerin İbrâhîm: Yâ Rab! Sen bana insanlar ba's olunduğ gün beni zelîl ve rüsvây etmeyeceğini va'detmiştin. Şimdi Allah'ın rahmetinden çok uzak olan babamın vaziyetinden daha çok âr ve hayâyı mûcib hangi rüsvaylık olabilir, diyecektir. Allahu Zü'l-Celâl de: - Yâ İbrâhîm, ben Cennetimi kâfirlere haram kılmışımdır! diyecek. Bundan sonra Hak Teâlâ tarafından: Yâ İbrâhim, şu iki ayağının altındaki nedir? denilecek. İbrâhim bakınca bir de nö görsün ayakları altında kana bulanmış bir sırtlan (ki, İbrâhîm'in babası bu fenâ sûrete mesh edilmişti). Bu çirkin manzara üzerine onun ayaklarından yakalanıp Cehennem'e atılacaktır.

Hadis No: 1375

Konu: Yûsuf (a.s)
Başlık: İnsanların Fazîlet Mikyâsı Takvâ Olduğuna Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: - Yâ Resûla'llah! Nâsın (Allah yanında) en çok kerem ve ihsâna nâil olanı kimdir? diye sorulmuştu. O da: - (Hayır işlemek cihetiyle) nâsın en ziyâde muttakî olanıdır, buyurdu. Suâl soranlar: - Yâ Resûla'llah! Size amel cihetiyle sâhib-i kerem kişiyi sormuyoruz, dediler. Bunun üzerine Resûlullah: - Öyle ise (şeref cihetiyle de) Yûsüf Nebiyyullah'tır. (Yûsüf) Nebiyyullah (Ya'kub'un) oğludur. (O da) Nebiyyullah (İshâk'ın) oğludur. (O da) Halîlullah (İbrâhîm'in) oğludur, buyurdu. Suâl soranlar: yâ Resûlullah, biz size bunu da sormadık, dediler. Bu def'a Resûlullah: - Anlaşılan siz (mensûbiyetleriyle iftihar ettiğiniz) Arab (şeceresin) in usûlünden (anaç soylarından) soruyorsunuz! (iyi biliniz ki) Arabların câhiliyet zamânında hayırlı olanları ilim üzere hareket ederlerse, İslâm devrinde de en hayırlıdırlar! buyurmuş (ve câhiliyet devrinde tefâvüt, neseble, ecdâdın şerefine izâfetle idi. İslâm nazarında ise insanlar arasında fark, fazîlet ve ilm-ü hikmet cihetiyle olduğuna işâret etmiştir).

Hadis No: 1376

Konu: İbrâhim (a.s);melekler
Başlık: İnsanların Fazîlet Mikyâsı Takvâ Olduğuna Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi (2)
Ravi: Semüre B. Cündeb (6)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Bu gece bana (rü'yamda) her zaman gelen iki Melek (Cibrîl ile Mîkâil) geldi. Bunlarla berâber gittik, nihâyet uzun boylu bir kişinin yanına vardık. (Semâya doğru yücelen) boynunun uzunluğundan onun başını görmeyeyazdım. O uzun boylu zât İbrâhîm (Halîl) salla'llahu aleyhi ve sellem'dir.

Hadis No: 1377

Konu: İbrâhim (a.s) (2)
Başlık: Peygamberimizin Sîmâca Hazret-i İbrâhîm'e Benzeyişi
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Amma İbrâhîm' (in şekl-ü şemâilin) i görmek isterseniz, arkadşınız (ın yüzün) e bakınız!. Mûsâ ise buğday renkli, etli ve toplu gövdelidir. (Mûsâ'yı da bu gece rü'yamda gördüm) lifle yularlanmış kızıl bir deve üzerinde (hac mevsiminde telbiye ederek Erzak) vâdîsinde öyle akıp gidiyordu. Ben ona (Mi'râc gecesi baktığım ve gördüğüm gibi hakîkat olarak) bakıp görüyordum.

Hadis No: 1378

Konu: İbrâhim (a.s);sünnet Olmak
Başlık: Hitânın İbrâhîm'in Sünneti Olduğu Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: İbrâhîm aleyhi's-selâm seksen yaşında olduğu halde (Şam mülhakatından) Kaddum köyünde sünnet oldu dediği rivâyet olunmuştur. Yine Ebû Hüreyre'den gelen bir rivâyette (Kaddum yerinde) muhaffet olarak Kadum vârid olmuştur (ki, marangoz âleti olan keserle sünnet oldu demektir).

Hadis No: 1379

Konu: Sünnet Olmak;yalan Söylemenin Meşrû Olduğu Yerler
Başlık: Hazret-i İbrahîm'in Maslahata Müstenid Üç Yalanı
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: İbrâhîm aleyhi's-salâtü ve's-selâm yalnız üç def'a, bundan ikisi (kendisine âit bir sebeple değil, münhasıran) (te'vîl ile ve başka ma'nâya çevirerek) yalan söylemiştir. Azîz ve Celîl olan Allah'ın zâtı ve rızâsı için: birisi (putperestlere): hakîkaten ben hastayım! demesi, öbürüsü de: belki putların şu büyüğü bu işi işlemiştir! demesi. Resûlullah (üçüncüsü için de şöyle) demiştir: İbrâhîm günün birinde (bir kadın güzeli olan zevcesi) Sâre ile berâber ansızın Cebâbîre'den azılı bir zâlim (olan Mısır veya Erdün melîkinin bulunduğu şehr) e uğrayıvermişti. (Adamları tarafından) Melîk'e: Şehre müsâfir bir kişi gelmiştir. Berâberinde insanların en güzeli bir kadın vardır! diye haber verildi. Zâlim Melîk İbrâhîm'e haber gönderdi. Geldiğinde Sâre'den bahsederek: - Bu kadın kimdir? diye sordu. Hazret-i İbrâhîm: - (Din cihetinden) kız kardeşim, dedi. Sonra İbrâhîm Sâre'nin yanına geldi... Buhârî hadîsin alt tarafını da rivâyet etmiştir ki (uzunca bir metn ile) yukarıda geçti. Ümm-i Şüreyk hadîsinde Resûlullah'ın zehirli alaca kelerin öldürülmesini emrettiği yukarıda geçmişti. Buradaki rivâyette: kelerin İbrâhîm aleyhi's-selâm'ın ateşini üflediğini ziyâde etmiştir.

Hadis No: 1380

Konu: Hacer;ibrâhim (a.s);kâ'be'nin İnşâsı;zemzem Suyu
Başlık: İbrâhîm, İsmâil, Hâcer Kıssası Hakkında Buhârî'nin İbn-i Abbâs'dan Mufassal Rivâyeti
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Şöyle rivâyet olunmuştur: Kadınların uzun etekli libâs kullanmaları İsmâil'in anası (Hâcer) tarafından konulmuş bir âdettir. Hâcer, (kıskanç ortağı) Sâre'den izini gizlemek için uzun eteklik giymişti. İbrâhim Hâcer'le evlenip İsmâil doğduktan sonra emzirmekte olduğu bu oğliyle berâber (Sâre'nin taarruzundan korunmak için Şam'dan çıkıp Mekke'ye) geldi. Nihâyet Hâcer'le İsmâil'i Mescid-i Harâm'ın (bugün bulunduğu) yerin, ve Mescidin yüksek bir mahallindeki Zemzem kuyusunun yukarısında büyük bir ağacın yanına bıraktı. O târihte Mekke'den hiç bir kimse yoktu. Hattâ içecek su da yoktu. İşte İbrâhîm bu ana ve oğulu buraya bıraktı. Yanlarına içi hurma dolu (meşin) bir dağarcık, içi su dolu bir kırba bıraktı. Sonra İbrâhîm kendi (Şam'a) gitmek üzere döndü. İsmâîl'in anası Hâcer de peşi sıra onu ta'kîb etti de: - Ey İbrâhîm, bizi bu vâdîde bırakıp da nereye gidiyorsun? Öyle bir vâdî ki, ne görüp görüşecek var, ne başka bir hayat eseri var. (Vahşet-âbâd yer) dedi. Hâcer bu sözlerini tekrâr ettiyse de İbrâhîm ona dönüp bakmadı. Nihâyet Hâcer ona: - (Bizi burada bırakmağı) Allah mı sana emretti? diye sordu. İbrâhîm: - Evet, Allah emretti! diye cevap verdi. Bunun üzerine Hâcer: - Öyle ise (Allah bize yetişir), O bizi korur, bırakmaz! dedi. Sonra (Kâ'be'nin yerine) döndü. İbrâhîm de ayrılıp gitti. Tâ Mekke'nin üstündeki Seniyye mevkiinde görülmiyecek bir yerde bulununca, yüzünü Kâ'be'ye döndürdü. Sonra ellerini kaldırarak şu kelimelerle duâ etti de: - Rabbım! Zürriyetimden bir kısmını (İsmâil ile onun soyunu) ekin bitmez bir vâdîde Sen'in, taarruzu harâm olan, Beyt'inin yanında iskân ettim. Nâstan bir kısım kimseleri, (namaz kılmak için) zürriyetimin bulunduğu bu yere doğru meylettirip heveslendir! Ve onları her nevi' meyvalardan merzûk et!. Gerektir ki, Sana şükrederler! dedi. Artık İsmâil'ın anası, oğlu İsmâil'i emziriyor ve (kendisi) kırbadaki sudan içiyordu. Nihâyet kırbadaki su bitince hem Hâcer, hem de çocuğu susadı. Hâcer çocuğun susuzluktan toprak üstünde sızlanarak yuvarlandığına bakmağa başladı. Fakat çocuğun bu elîm hâline bakmaktan fenâlaşarak onun yanından kalkıp biraz öteye gitti. Ve o mıntıkada Kâ'be'ye en yakın dağ olarak Safâ tepesini buldu. Ve bunun üstüne çıktı. Sonra vâdîye karşı durup bir kimse görebilir miyim? diye bakmağa başladı. Fakat hiçbir kimse göremiyordu. Bu def'a Safâ tepesinden indi. Vâdîye varınca (ayağına dokunmamak için) entârisinin eteğini topladı. Sonra müşkül bir işle karşılaşan bir insan azmiyle koştu. Nihâyet vâdîyi geçti. Sonra Merve mevkiine geldi. Orada da biraz durdu. Ve bir kimse görebilir miyim? diye baktı. Fakat hiçbir kimse göremedi. Hâcer bu sûretle (Safâ ile Merve arasında) yedi def'a gitti, geldi. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: bunun için nâs (hacılar) Safâ ile Merve arasında sa'yederler, buyurmuştur. Son def'a Merve üzerine çıktığında bir ses işitti. Ve kendisi nefsine hitâb ederek: sus, iyice dinle! dedi. Sonra dikkatle dinledi. Bu sesi evvelki gibi bir daha işitti. Bunun üzerine Hâcer: ey ses sâhibi, sesini duyurdun!. Eğer sen bize yardım etmek kudretine mâlik isen, bize yardım et! dedi. Ve böyle der demez hemen Zemzem kuyusunun yerinde bir melek (Cibrîl) göründü. O Melek ayağının topuğiyle, yâhut kanadiyle yeri kazıyordu. Nihâyet su göründü.

Hadis No: 1381

Konu: Mescid-i Aksâ'nın Fazîleti;mescid-i Harâm'ın Fazîleti;namazı Vakti İçinde Kılmak
Başlık: Yeryüzündeki Mescidlerin En Efdali Kâ'be Mescidi, Sonra Mescîd-i Aksâ Olduğu
Ravi: Ebû Zerr-i Gıfârî (11)
Hadis:

Rivâyete göre şöyle demiştir: bir kere ben: - Yâ Resûla'llah! (ibâdet için) en önce yeryüzünde hangi mescid binâ kılındı? diye sordum. Resûlullah: - Mescid-i Harâm! buyurdu. Ben: - Sonra hangisi? dedim. Resûlullah: - Mescid-i Aksâ! buyurdu. Sonra ben: - Bu iki mescidin kuruluşu arasında ne kadar zaman vardır? dedim. Resûlullah, Kırk sene, buyurdu, Sonra: - Namaz vakti girdikten sonra namaz sana nerede yetişirse, namazı orada (vakti için) kıl!. Çünkü fazîletli namaz vakti içinde kılınandır! dedi.

Hadis No: 1382

Konu: Hz. Peygamber'e Salavât
Başlık: Namazda Tehiyyatta Okuduğumuz Salevatta İbrâhîm'in Zikri
Ravi: Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî (8)
Hadis:

Rivâyete göre: - Yâ Resûla'llah! Sana nasıl salât-ü selâm getirip duâ edelim! diye sormuşlardı da Resûlulah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Şu (meâldeki) duâyı okuyunuz, buyurmuştur: Yâ Rab! Muhammed'e (dünyâda şerîatini, âhirette şefâatini) kutlu kıl; âilesine ve bütün ümmetine de rahmet eyle! Nasıl İbrâhîm'e kutlu kıldın, rahmet ettinse!. Yâ Rab! Muhammed üzerinde (ona verdiğin) şeref ve saâdeti dâim kıl!. Kadınlarının ve bütün ümmetinin üzerinde de sâbit kıl!. Nasıl İbrâhîm'in üzerinde sâbit ve mübârek kıldınsa!. Yâ Rab, Sen Hamîd'sin, Sen Mecîd'sin!.

Hadis No: 1383

Konu: Şeytanın Şerrinden Allâh'a Sığınmak (2)
Başlık: Peygamberimizin Azîz Hafîdi Hasan Ve Hüseyn'e Ve İbrâhîm'in Oğlu İsmâil İle İshâk'a Ettikleri Me'sûr Duâları
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Gelen bir rivâyete göre şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (muazzez hafidleri) Hasen'le Hüseyn'e (meâli aşağıdaki duâyı) okurdu. Ve: (Büyük) babanız (İbrâhîm) de bu duâyı (oğulları) İsmâil ile İshâk'a okurdu! der idi: Allah'ım -insin, cinnin, şeytanı(nın şerri)nden, (zehirli) haşerattan ve dokunan her kötü gözden- şifâ veren kelimelerine sığınırım.

Hadis No: 1384

Konu: İbrâhim (a.s)'ın Ölülerin Diriltilmesine Dair Aklî İstidlâli;lût (a.s);yûsuf (a.s)
Başlık: İbrâhîm, Lût, Yûsüf Peygamberlere Âit Üç Vâkıa
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (tevâzu' ederek) şöyle buyurmuştur: (ölen bir zî-hayâtın diriltilmesinden şüphelenmeğe) biz İbrâhîm'den daha haklıyız. İbrâhîm Cenâb-ı Hakk'a: - Yâ Rab, ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster! diye niyâz ettiği zaman İbrâhîm'e Rabb'ı: - Yoksa bu işe inanmıyor musun? demişti. İbrâhîm: - Hayır, inanıyorum yâ Rabbî! Şu kadar ki, nasıl diriltildiğine gönlüm iyice kansın, yatışsın istiyorum, demiştir. Allah, Lût Peygambere de rahmet etsin! O da (Allah'a ilticâ edip dururken) kavmine: [Benim size karşı bir kuvvetim olsaydı, yâhut çok sarp bir kaleye sığınabilseydim. (misâfirlerimi şerrinizden sıyânet ederdim) demiştir]. (Sonra) Resûlullah: [Eğer ben zindanda Yûsuf'un kaldığı gibi uzun zaman mahpus kalsaydım (onu) mahbesten çağırmağa gelen kişinin o da'vetine hemen icâbet ederdim (de: haydi efendine git de tahkîkat yapsın!) demezdim] buyurmuştur.

Hadis No: 1385

Konu: Ok Atmak
Başlık: Resûlullâh'ın Ok Sporcularını Teşvîki Hakkında Seleme İbn-i Ekva' Hadîsi
Ravi: Seleme İbn-i Ekva' (14)
Hadis:

Rivâyete göre şöyle demiştir: bir kere Eslem kabîlesinden bir cemâat (müsâbaka için) ok atışırken Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem yanlarına uğradı da: - Ey İsmâil oğulları, haydi ok atınız!. Sizin (büyük) babanız da (mâhir) bir ok atıcı idi. (Bu müsâbakada) ben filân oğlu (İbnü'l-Ekva') ile berâberim, buyurdu. Râvî der ki: Peygamber'in bu sözünü işitince iki gurub müsâbakacılardan bir tarafı ellerini ok atmaktan çektiler. Bunun üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Size ne oldu ki, ok atmıyorsunuz? buyurdu. Onlar da: - Yâ Resûla'llah! Siz, muhâlifimiz gurub ile berâberken (o tarafa) nasıl ok atarız?dediler. Resûlullah: - Haydi atınız!. Ben sizin hepinizle berâberim, buyurdu.

Hadis No: 1386

Konu: Sâlih (a.s.) Ve Semûd Kavmi
Başlık: Sâlih Aleyhi's-selâm Ve Semûd Kavmi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyete göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Tebük gazâsında Semûd kavminin helâk olduğu vâdîde konakladığı zaman Ashâb'ına: Buranın kuyusundan (su) içmemelerini ve buradan su almamalarını i'lân etti. Ashâb: Yâ Resûla'llah! Biz, bu kuyunun suyundan alıp hamur yoğurduk, su kaplarımızı doldurduk! dediler. Bunun üzerine Resûlullah: Öyle ise hamuru atınız, o aldığınız suyu da dökünüz! buyurdu.

Hadis No: 1387

Konu: Yâkub (a.s.)
Başlık: Ya'küb Aleyhi's-selâm Ve Yûsüf Ayeyhi's-selâm La İlgili Hadis
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: Kerîm oğlu, Kerîm oğlu, Kerîm oğlu Kerîm; İbrâhîm oğlu, İshâk oğlu, Ya'kub oğlu Yûsüf aleyhimü's-selâm'dır buyurmuştur.

Hadis No: 1388

Konu: Hz.mûsâ;hızır;mûsâ (a.s.)
Başlık: Hızır Ve Mûsâ Aleyhime's-selâm (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Hızr'a Hızır denilmesinin sebebini îzâh ederek: Hızır otsuz kuru bir yere otururdu da ansızın o otsuz yer yeşillenerek peşi sıra dalgalanırdı buyurmuştur.

Hadis No: 1389

Konu: El Emeği, Alın Teri İle Kazanmak;peygamberler Çalışmıştır
Başlık: Hızır Ve Mûsâ Aleyhime's-selâm (2)
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Rivâyete göre şöyle demiştir: Biz bir kere Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Merrü'z-Zahrân mevkiinde) misvak ağacının yemişini toplayorduk. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem orada bulunanlara: - Siz bu yabânî yemişin kararanlarını tercîh ediniz!. Çünkü onun siyahı en lezzetlisidir, buyurdu. Orada bulunan Ashâb: - Yâ Resûla'llah! (Bu yemişin iyisini, kötüsünü çobanlar bilir.) Siz koyun güttünüz mü? diye sordular. Resûlullah: - (Acâyip! Mûsâ olsun, başkası olsun) Peygamberlerden hiç bir Peygamber yoktur, o muhakkak koyun gütmüştür, buyurdu.

Hadis No: 1390

Konu: Âsiye;fazîletli Kadınlar;hz. Âişe'nin Fazîleti;kemâle Eren Kadınlar;meryem
Başlık: Hazret-i Âsiye. Ve Mûsâ'nın Sebeb-i Hayâtı Olduğu Ve Tâhâ, Kasas Sûreleri
Ravi: Ebû Mûsâ El-eş'arî (55)
Hadis:

Rivâyete göre Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Erkeklerden çoğu (fazîlette) kemâle erdi. Halbuki kadınlardan yalnız Fir'avn'in kadını Âsiye ile İmrân'ın kızı Meryem'den başka hiç biri kemâle erişemedi. (Ümmetimin kadınlarına karşı) Âişe'nin fazîleti de tiridin, başka yemeklere karşı fazîleti gibidir.

Hadis No: 1391

Konu: Yûnus (a.s)
Başlık: Yûnüs Aleyhi's-selâm
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'den rivâyetine göre, Peygamberimiz: Hiç bir kişi için: Ben muhakkak Yûnus İbn-i Mettâ'dan hayırlıyım, demek muvâfık değildir buyurmuş ve Yûnus'u babası Mettâ'ya nisbet etmiştir.

Hadis No: 1392

Konu: Dâvud (a.s)
Başlık: Dâvud Aleyhi's-selâm. Nisâ' Ve Sebe' Sûreleri Âyetleri
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

Hadis No: 1393

Konu: Hz. Peygamber'in Dâveti;süleyman (a.s.)'ın Bir Çocuğun Annesi Tâyin Kıssası
Başlık: Süleymân Aleyhi's-selâm Ve İki Kadın Arasında Vesîle-i Nizâ Olan Bir Çocuk Hakkındaki Hükmüne Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, Ebû Hüreyre Resûlulah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: Benim (insanları Cehennem'den korumak için İslâm'a da'vetteki) benzerimle (bâtıl üzerine ısrarda) insanların benzeri şu bir kişinin hal ve şânı gibidir ki o, (odasında) bir ateş (bir mum) yakmış, kelebekler ve şu (sivrisinek gibi) birtakım hayvanlar kendilerini ateşe atmağa başlarlar. Yine Ebû Hüreyre rivâyetle der ki: (Vaktiyle) iki kadın ve kadınlarla berâber onların iki oğlan çocukları vardı. Bunlar (yolda giderken) kurt gelerek bunlardan birisinin (büyük kadının) çocuğunu hemen kapıp gitmiş. Bunun üzerine (çocuğunu kurt kapan büyük) kadın eşi (küçük) kadına: kurt senin çocuğunu götürdü, der. Öbür kadın da: hayır, senin çocuğunu götürdü, der. Nihâyet bu iki hasım muhâkemelerini Dâvud'a arzederler. O da oradaki büyük kadına hükmeder. (Kurdun kaptığı çocuk küçük kadına âit olur). Bunlar muhâkemeden çıkıp Dâvud'un oğlu Süleymân'a giderler. Ve (babasının hükmünü istinâfen) ona bildirirler. O da: haydi bana bir bıçak getiriniz! Çocuğu iki kadın arasında paylaştıralım, demiş. Bunun üzerine küçük kadın: aman öyle yapma, Allah sana rahmet etsin!. Çocuk bu kadınındır, demekle Süleymân da çocuğun küçük kadına âit olduğuna hükmetmiştir.

Hadis No: 1394

Konu: Hz. Hatice'nin Fazîleti;meryem
Başlık: Hazret-i Meryem'in Hazret-i Hadîce Ve Fâtıma'ya Tafdîlini İş'âr Eden Ebû Hüreyre'nin Bir Rivâyeti (2)
Ravi: Alî B. Ebî Tâlib (18)
Hadis:

Gelen rivâyete göre Alî, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Zamânındaki dünyâ kadınlarının hayırlısı İmrân kızı Meryem'dir. Bu ümmetin kadınlarının hayırlısı da Hadîce'dir buyurduğunu işittim! demiştir.

Hadis No: 1395

Konu: Kureyş Kadınları;meryem
Başlık: Hazret-i Meryem'in Hazret-i Hadîce Ve Fâtıma'ya Tafdîlini İş'âr Eden Ebû Hüreyre'nin Bir Rivâyeti (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Kureyş kadınları, deveye binen (Arab) kadınlarının hayırlısı (ve en iyisi) dir. Onlar, kadınların çocuğa en şefkatlisi, elindeki zevcinin malını sıyânet husûsunda kocaya en riâyetlisidir. (Bu hadîsin râvîlerinden Saîd İbn-i Müseyyeb der ki:) bu rivâyeti müteâkip Ebû Hüreyre: Meryem Bint-i İmrân asla deveye binmedi derdi.

Hadis No: 1396

Konu: Cennet, Cehennem Haktır;hz. Îsâ;îsâ (a.s)
Başlık: Mâide Sûresi'nin 71 Ve 72 Nci Âyetlerinde Teslis Akîdesinin Hazret-i Îsâ Diliyle Reddi
Ravi: Ubâde B. Es-sâmit (8)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim: [Allah'dan başka ibâdet olunacak hiç bir ma'bûd yoktur, yalnız Allah vardır, şerîki yoktur; Muhammed de muhakkak Allah'ın kulu ve O'nun Resûlüdür. Îsâ da Allah'ın kulu ve Resûlüdür. Ve (tekvînî bir emir ile) Meryem (in rahmin)e bıraktığı bir kelimesidir. Ve (bu sûretle) Allah tarafından (hayat verilen) bir ruhtur. (Bir zî-hayattır). Cennet (in varlığı) haktır (ve gerçektir). Cehennem de haktır (ve gerçektir)] diye diliyle ikrâr ve kalbiyle tasdîk ederse, Allah o kimseyi (Cennet'in sekiz kapısından hangisini isterse oradan) Cennet'e kor. O, kul hangi amelde olursa olsun (ayırd etmez).

Hadis No: 1397

Konu: Beşikte İken Konuşan Çocuklar;kibirlenmek
Başlık: Beşikte Söylenen Üç Çocuğa Dâir Ebû Hüreyre'nin Rivâyeti
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Beşikte (bir mu'cize olarak) yalnız üç çocuk söylemiştir: (birincisi) Îsâ'dır. (İkincisi) Benî İsrâil zamânında Cüreyc denilen (ruhban) bir kişidir. Cüreyc bir kere (Savmaasında) namaz kılarken anası gelmiş, kendisini çağırmış. Cüreyc: (namazı bozup) anama cevap mı vereyim? Yoksa namaz mı kılayım? diye düşünmüş. (Anası üç def'a çağırdığı halde o namazına devâm etmiş). Bunun üzerine anası: Allah'ım! Bu oğluma fâhişe kadınların yüzlerini göstermedikçe onun canını alma! diye inkisâr eder. Cüreyc Savmaasında bulunduğu sırada bir kadın gelir, musallat olur. Ve ona zinâ teklîf eder. Fakat Cüreyc imtinâ etmekle bu kızgın kadın bir çobana gider, nefsini teslîm eder. Kadın bu cinsî münâsebetten bir oğlan doğurur, (kendisinden sorulduğunda) bu piçi Cüreyc'ten aldığını söyler. Bunun üzerine halk râhibe gelirler ve zavallının Savmaasını (baltalarla, kazmalarla) yıkarlar. Kendisini dışarı çıkarırlar. Cüreyc abdest alır, namaz kılar. Sonra haram-zâdenin yanına gelir: Ey oğul baban kimdir? diye sorar. Çoban! diye cevap verir. Bu garîbeyi gören halk râhibe: Senin ibâdethâneni altından yapacağız! derler: Cüreyc: Hayır, (eskisi gibi) çamurdan yapınız! der. (Üçüncüsü de şudur): Benî İsrâil'den emzikli bir kadın vardı. Bir gün erkek çocuğunu emzirirken yanından yakışıklı ve haşmetli bir süvâri geçmişti. Bunu gören kadın: Allah'ım! Oğlumu bunun gibi (heybetli) kıl! diye duâ eder. Çocuk hemen anasının memesini bırakır, ve süvârîye döner de: Yâ Rab! Beni bunu gibi kılma! diye duâ eder. Sonra ana memesine dönüp emmeğe başlar. Râvî Ebû Hüreyre der ki: (Resûlullah bunu bize hikâye ederken parmağını ağzına koyarak çocuğun emdiğini temsîl etmişti. Bu vaziyet gözümün önündedir.) Şimdi ben, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in parmağını emdiğini görür gibiyim. Bundan sonra da o emzikli kadının yanından bir câriye geçer. Bu def'a da: Yâ Rab! Benim oğlumu şu câriye gibi (hakir) yapma! diye duâ eder. Bu def'a çocuk anasının memesini bırakır da: Yâ Rab! Beni bunun gibi kıl! der. Şimdi kadın çocuğuna: niçin böyle söyledin? diye sorar da çocuk şöyle cevap verir: o süvârî kibirli zâlimlerden birisi idi. Amma şu câriye (ne zavallı kadındır:) sen çaldın, sen zinâ ettin! di(ye iftirâ ede)rler. Habuki o, bunların hiç birisini işlememiş (ma'sûm) bir kadındır.

Hadis No: 1398

Konu: Hz. Îsâ;hz.mûsâ;ibrâhim (a.s);îsâ (a.s);isrâ Ve Mi'rac;mi'râc;mûsâ (a.s.)
Başlık: Peygamber Efendimiz'in Mi'rac'da Îsâ, Mûsâ, İbrâhim Peygamberlere Mülâkî Olması
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (Mi'rac gecesi) ben Îsâ, Mûsâ, İbrâhîm (Peygamberler)i gördüm. Amma Îsâ (duru beyaz üzerinde) al çehreli, kıvırcık saçlı, geniş göğüslü idi. Amma Mûsâ kara yağız, uzun boylu, düz saçlı idi. Sanki Sudanlılardan birisi.

Hadis No: 1399

Konu: Deccâl;hz. Îsâ;îsâ (a.s) (2)
Başlık: Îsâ Mesîh Aleyhi's-selâm İle Deccal Mesîh Hakkındaki Rivâyetler (2)
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem demiştir ki: Ben bu gece kendimi rü'yamda Kâ'be'de buldum. Ansızın esmer bir kişi gördüm. Sanki o, esmer insanlardan görülenlerin en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında sarkıyordu. (Yeni) taranmış ve arınmıştı da baş (ının saç)ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omuzuna koyarak Beyt'i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara:) bu kimdir? diye sordum. Onlar: bu Meryem'in oğlu Mesîh (Îsâ) dır, dediler. Sonra onun arkasında gayetle kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat ve börtlek, gördüğüm insanlar arasında İbn-i Katan'a en çok benzeyen birisini gördüm. Bu da iki elini bir kişinin iki omuzuna koyarak Beyt'i tavâf ediyordu. (Oradakilere) bu kimdir? diye sordum. Onlar: Mesîh Deccal'dır, diye cevap verdiler.

Hadis No: 1400

Konu: Deccâl;hz. Îsâ;îsâ (a.s) (2)
Başlık: Îsâ Mesîh Aleyhi's-selâm İle Deccal Mesîh Hakkındaki Rivâyetler (2)
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyette müşârün-ileyh demiştir ki: hayır, vallahi Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Îsâ kırmızı (çehrelidir) demedi. Lâkin o, şöyle dedi: Ben bir kere uyumuştum. (Rü'yamda) Kâ'be'yi tavâf ediyordum. O sırada esmer, salıverilmiş düz saçlı bir kişi gördüm. İki kişi arasında onlara dayanarak ve iki tarafa bocala (yarak tavâf edi) yordu. Başı (nın saçı) su döküyordu. Yâhut su akıtıyordu. (Orada bulunanlara:) Bu kimdir? diye sordum. Meryem-oğlu, dediler. Ona iltifat etmek üzere ilerlediğim sırada bir de kırmızı yüzlü, uzun boylu; başı kıvırcık saçlı; sağ gözü sakat, börtlek; sanki salkımındaki emsâlinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tânesi. (Orada bulunanlara:) bu kimdir? diye sordum. Deccal'dır, dediler. Ona benzemek cihetiyle halkın en yakın olanı İbn-i Katan'dır.

Hadis No: 1401

Konu: Hz. Îsâ;îsâ (a.s);peygamberler Kardeş Gibidir (2)
Başlık: Hazret-i Îsâ'nın Âlî Bir Menkabesi Hakkında Ebû Hüreyre'nin Bir Rivâyeti (3)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Ben Meryem-oğluna nâsın en yakınıyım. Bununla berârebr Peygamberler anaları ayrı, babaları bir evlâdlardır. Benimle Îsâ arasında başka bir Peygamber yoktur.

Hadis No: 1402

Konu: Hz. Îsâ;îsâ (a.s);peygamberler Kardeş Gibidir (2)
Başlık: Hazret-i Îsâ'nın Âlî Bir Menkabesi Hakkında Ebû Hüreyre'nin Bir Rivâyeti (3)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ben, Meryem-oğlu Îsâ'ya dünyâ ve âhirette nâsın en yakınıyım. Esâsen Peygamberler baba bir kardeştirler, anaları ayrıdır, dinleri birdir. (Tevhîd dînidir).

Hadis No: 1403

Konu: Hz. Îsâ;îsâ (a.s);yemini Kabûl Etmek
Başlık: Hazret-i Îsâ'nın Âlî Bir Menkabesi Hakkında Ebû Hüreyre'nin Bir Rivâyeti (3)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Bir kere Îsâ İbn-i Meryem bir kişinin hırsızlık ettiğini görmüş de ona: sen çaldın mı? diye sormuş. O da: -ibâdete lâyık Tanrı olmayıp yalnız kendisi lâyık olan- Allah'a yemîn ederim ki, asla ben çalmadım! diye cevab vermiş. Bunun üzerine Îsâ: Allah'a îmân (ve O'nun adına yemîn edeni tasdîk) ettim; kendi gözümü de tekzîb eylerim, demiştir..

Hadis No: 1404

Konu: Hz. Îsâ;hz. Peygamber'i Aşırı Methetmek;îsâ (a.s);methetmekte Mübalâğa
Başlık: Resûl-i Ekrem'in: Hıristiyanların Meryem-oğlu Îsâ'yı Bâtıl Üzere Medhettikleri Gibi Beni Methetmeyiniz! Buyurması
Ravi: Ömer B. El-hattâb (32)
Hadis:

Rivâyete göre, müşârün-ileyh (bir kere minber üzerinde hutbe îrâd ederken) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Nâsârâ'nın İbn-i Meryem'i bâtıl üzere medhettikleri gibi siz de beni medhetmekte mübâlâğa etmeyiniz! Şüphesiz ki, ben bir kulum. Binâenaleyh bana: Allah'ın kulu ve O'nun resûlü, deyiniz! buyurduğunu işittim, demiştir.

Hadis No: 1405

Konu: Hz. Îsâ;îsâ (a.s)'ın Nüzûlü
Başlık: Önce Îsâ Aleyhi's-selâm'a, Sonra Da Hâtemü'l-enbiyâ Efendimiz'e Îmân Eden Kişiye İki Ecir Vardır
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: İbn-i Meryem gökten sizin yanınıza indiği zaman devlet reîsiniz kendinizden, namazda imâmınız olduğu (Îsâ da imâmınıza iktidâ ettiği) halde bakalım nasıl olursunuz? buyurmuştur.

Hadis No: 1406

                                                         Önceki Konu    Sonraki Konu          Sayfa Başı