Sahih-i Buhari
1-TECRÎD'İN METNİ
2-KİTÂBÜ'L-ÎMÂN
3-KİTÂBÜ'L-İLİM
4-KİTÂBÜ'L-VUDÛ'
5-KİTÂBÜ'L-GUSL
6-KİTÂBÜ'L-HAYZ
7-KİTÂBÜ'T-TEYEMMÜM
8-KİTÂBU'S-SALÂT
9-KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT
10-BÂBU BED'İ'L-EZÂN
11-CUM'A BAHSİ
12-SALÂT-İ HAVF BAHSİ
13-İYDEYN BAHSİ
14-VİTİR BAHSİ
15-İSTİSKÂ BAHSİ
16-KÜSÛF BAHSİ
17-SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ
18-TAKSÎR-İ SALÂT BAHSİ
19-TEHECCÜD BAHSİ
20-TERÂVİH NAMAZI
21-İSTİHÂRE HADÎSİ VE DUÂSI
22-MEKKE VE MEDÎNE MESCİDLERİNDE KILINAN NAMAZIN FAZÎLETİ BÂBI
23-SEYYİDÜ'L-MÜRSELÎN SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM'İ ZİYÂRET
24-NAMAZDA İSTİÂNE BAHSİ
25-NAMAZDA SEHİV BAHSİ
26-CENÂZE BAHSİ
27-KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
28-SADAKA-İ FITIR BAHSİ
29-KİTÂBÜ'L-HAC
30-EBVÂBÜ'L-ÖMRE
31-EBVÂBÜ'L-MUHSAR
32-CEZÂ-İ SAYD BÂBI
33-FAZÂİL-İ MEDÎNE
34-KİTÂBÜ'S-SAVM
35-TERÂVÎH NAMAZI
36-KADİR GECESİ'NİN FAZÎLETİ
37-MESCİDLERDE İ'TİKÂF
38-KİTÂBÜ'L-BÜYÛ'
39-İHTİKÂRIN ZEMMİ
40-HİBE BAHSİ
41-MENÎHA FASLI
42-ŞAHÂDET BAHSİ
43-SULH VE İNSANLAR ARASINI ISLAH BAHSİ
44-ŞARTLAR BAHSİ
45-VASIYYETLERİN AHKÂMI BAHSİ
46-CİHAD VE SİYERİN FAZÎLETİ BAHSİ
47-HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
48-BED'ÜL-HALK BAHSİ
49-AHÂDÎS-İ ENBİYÂ ALEYHİMÜ'S-SALÂTÜ VE'S-SELÂM BAHSİ
50-İBRET-ÂMİZ BENÎ İSRÂİL KISSALARI
51-KİTÂBÜ'L-MENÂKIB
52-KUREYŞ'İN MENÂKIBI BAHSİ
53-HUZÂA KISSASI
54-EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ (RADİYA'LLÂHU ANH)İN İSLÂM'I VE ZEMZEM KISSASI
55-PEYGAMBERİMİZİN İSLÂM'A ALENÎ İLK DA'VETİ
56-PEYGAMBERİMİZİN HÂTEMÜ'L-ENBİYÂLIĞINI TEBLÎĞ BUYURMASI
57-İSLÂM'DA NÜBÜVVET ALÂMETLERİ
58-AYIN İKİYE BÖLÜNMESİ MU'CİZESİ
59-EBÛ BEKR ES-SIDDÎK RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
60-ÖMER İBN-İ HATTÂB RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
61-OSMÂN İBN-İ AFFÂN RADİYA'LLÂHU ANH
62-ALÎ İBN-İ EBÎ TÂLİB RADİYA'LLÂHU ANH
63-ZÜBEYR İBN-İ AVVÂM RADİYA'LLÂHU ANH
64-TALHA RADİYA'LLÂHU ANH
65-SA'D İBN-İ EBÎ VAKKÂS RADİYA'LLÂHU ANH
66-PEYGAMBERİMİZ'İN DÂMATLARINDAN EBÜ'L-ÂS
67-ZEYD İBN-İ HÂRİSE İLE OĞLU ÜSÂME RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
68-ABDULLÂH İBNİ ÖMER RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
69-AMMÂR VE HUZEYFE RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
70-EBÛ UBEYDE İBN-İ CERRÂH RADİYA'LLÂHU ANH
71-HASEN VE HÜSEYİN RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
72-ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ
73-HÂLİD İBN-İ VELÎD RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
74-SÂLİM İBN-İ MA'KIL RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
75-ÂİŞE RADİYA'LLÂHU ANHÂ'NIN FAZÎLETİ
76-MENÂKIB-I ENSÂR BAHSİ
77-RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
78-MEB'ASÜ'N-NEBÎ SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM BÂBI
79-İSRÂ' VE Mİ'RÂC HADÎSİ
80-RESÛLULLÂH İLE ASHÂB'ININ MEDÎNE'YE HİCRETİ BÂBI
81-MEGÂZÎ BAHSİ
82-BÜYÜK BEDİR GAZÂSI
83-BENÎ NADÎR'İN TEHCÎRİ VAK'ASI
84-UHUD GAZÂSI
85-AHZÂB VE HENDEK HARBİ
86-BENÎ KURAYZA SEFERİ
87-HAYBER GAZÂSI
88-ÖMRETÜ'L-KAZÂ'
89-MÛTE GAZÂSI
90-MEKKE'NİN FETHİ GAZÂSI
91-HUNEYN SEFERİ
92-ZÜ'L-HALASA GAZÂSI
93-SEYFÜ'L-BAHR GAZÂSI
94-RESÛL-İ EKREM'E GÖNDERİLEN KABÎLELERİN HEY'ETLERİ
95-HACCETÜ'L-VEDÂ'
96-TEBÛK GAZÂSI
97-PEYGAMBER'İN KİSRÂ VE KAYSER'E GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR
98-NEBÎ SALLA'LLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN HASTALIĞI VE VEFATI BAHSİ
99-KUR'ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
100-EN'ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
101-KUR'ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
102-NİKÂH BAHSİ
103-TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
104-KİTÂBÜ'TALÂK
105-NAFAKA BAHSİ
106-TAÂM BAHSİ
107-AKİKA BAHSİ
108-ZEBÎHALARLA AVLARA VE BUNLARA ÇEKİLEN BESMELE BAHSİ
109-SAYDÜ'L-BAHR=DENİZ AVI
110-KİTÂBÜ'L-ADÂHÎ
111-KİTABÜ'L-EŞRİBE
112-KİTABÜ'L-MERZÂ
113-KİTÂBÜ'T-TIB
114-KİTÂBÜ'L-LİBÂS
115-KİTÂBÜ'L-EDEB
116-KİTÂBÜ'L-LİBÂS;KİTÂBÜ'L-EDEB
117-KİTÂBÜ'L-İSTİ'ZÂN
118-KİTÂBÜ'L-KADER
119-KİTÂBÜ'L-EYMÂN
120-KİTÂBÜ'L-KEFFÂRÂT
121-KİTÂBÜ'L-FARÂİZ
122-KİTÂBÜ'L-HUDÛD
123-KİTÂBÜ'L-MUHÂRİBÎN
124-KİTÂBÜ'D-DİYYÂT
125-RÜ'YÂ TA'BÎRİ BAHSİ
126-KİTÂBÜ'L-FİTEN
127-KİTÂBÜ'L-AHKÂM
128-KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
129-KİTÂBÜ'R-RİKAK
130-KİTÂBÜ'T-TEMENNÎ
İBRET-ÂMİZ BENÎ İSRÂİL KISSALARI
         Bu bölümde toplam 14 Hadisi Şerif var.
Konu: Deccâl;daccâl'in Zuhûru
Başlık: Deccal Hakkında Huzeyfe Hadîsi
Ravi: Huzeyfe B. El-yemânî (15)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: Deccal çıktığı zaman yanında bir su, bir de ateş bulunacaktır. Fakat halkın ateş sandığı soğuk bir sudur. Soğuk su sandığı da yakıcı bir ateştir. Deccâl'ın zuhûru zamânında sizden her kim işitirse ateş sûretinde gördüğü tarafta bulunsun!. Çünkü o, tatlı soğuk bir sudur.

Hadis No: 1407

Konu: İsrâiliyyât (5)
Başlık: Allâhu Teâlâ'dan Korkunun, Günahların Afv Ve Mağfiretine Vesîle Olduğuna Dâir Huzeyfe Hadîsi
Ravi: Huzeyfe B. El-yemânî (15)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: (Sizden evvelki ümmetler içinde kefen soyan) bir kişiye ölüm gelip çatmıştı da o, hayattan ümîdini kesince âilesine şöyle vasiyet etmişti: ben öldüğümde bir çok odun toplayıp içine ateş veriniz. (Ve beni bu ateşe atınız). Ateş benim etimi yiyerek kemiğime erişinceye kadar bırakınız. Kemiğimi yakınca bu yanmış kemikleri alınız, onu (döğüp) un yapınız. Sonra rüzgârı şiddetli bir günü bekleyiniz. Ve (bu unu fırtınalı günde) deniz içine savurunuz. Âile halkı da vasiyet veçhile yaptılar. Fakat Allahu Teâlâ o (nun zerreleri) ni topladı da ona: - Niçin böyle yaptın? diye sordu. O (kefen soyan) kişi: - Rabbım! Sen'den korkumdan! diye cevap verdi. Bunun üzerine Allahu Teâlâ onu mağfiret eyledi.

Hadis No: 1408

Konu: İsrâiliyyât (5)
Başlık: Peygamberler İdâresi Resûl-i Ekrem'le Sona Erdiği, Sonra Hilâfet Devri Başladığı;islâm İdâre Hukûku Teşkîlâtında Halîfe -ki Devlet Reisidir- İntihâb Şekli
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: İsrâil oğulları zamânında onları (âmirlerin, vâlîlerin ahâlîyi idâre ettiği gibi) Peygamberler idâre ederdi. Her ne zaman bir Peygamber ölürse, onun yerine başkası geçerdi. Şüphesiz ki, benden sonra Peygamber yoktur. Ancak halîfeler bulunur. (Ümmeti bu devlet reisleri idâre eder). Onlar müteaddit de olabilir. Ashâb: - Yâ Resûla'llah! Halîfeler teaddüd ederse (ihtilâf edeceklerinden) bize ne (vechile hareket etmemizi) emredersiniz? diye sordular. Resûlullah: - Birinci ettiğiniz bîate bağlı kalınız! (Çünkü birinci bîat sahîhtir) onlara haklarını veriniz (emirlerini dinleyip itâat ediniz!). Onlara da Allah, riâyet etmeleri matlûb olan haklarınızdan soracaktır.

Hadis No: 1409

Konu: Taklit (2)
Başlık: Yehûdîlerin Ve Hıristiyanların Fenâ Âdetlerinin Taklîdi Devrinin Hulûlü Hakkında Ebû Saîd-i Hudrî Hadîsi
Ravi: Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Şüphesiz ki, siz, kendinizden önce gelen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını da arşınına tıpatıp muhakkak uyacaksınız!. (Bir derecede ki:) şâyet o ümmetler (daracık) keler deliliğine girseler, siz de muhakkak (onlara uyarak) oraya gir (meğe çalış) acaksınız. (Râvî Ebû Saîd der ki:) biz: - Yâ Resûla'llah! Bu ümmetler Yahûdîlerle Hristiyanlar mı? diye sorduk. Resûlullah: - Onlardan başka ya kim olacak? buyurdu.

Hadis No: 1410

Konu: Hz. Peygamber'e Yalan İsnadı;ibretli Kıssalar Nakletmek;ilim Tebliği;isrâiliyyât
Başlık: Resûl-i Ekrem'in Söylemediği Bir Sözü Söyledi Diye Bile Bile Yalan İsnâdının Fenâlığı Ve Cezâsı Hakkında Abdullâh İbn-i Ömer Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Amr B. Âs (28)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Benim tarafımdan (teblîğ edilen Kur'an'dan) bir âyet olsun (halka) ulaştırınız, (öğretiniz!) Benî İsrâil (in ibretli kıssaların) dan da haber verebilirsiniz!. Bun(u haber vermek) de beis yoktur. Her kim de (benim söylemediğim bir şey'i söyledi diye) bile bile bana yalan isnâd ederse, o da Cehennem'deki yerini hazırlasın!

Hadis No: 1411

Konu: İsrâiliyyât;saç-sakal Boyamak;yahûdi Ve Hıristiyanların Saç Sakal Boyamama Âdeti
Başlık: Saç Ve Sakal Boyamak Husûsunda Asr-ı Saâdet'teki Yehûdîlere, Hıristiyanlara Muhâlefet Edilmesi Husûsunda Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: Yahûdî ve Hristiyanlar (ak saçlarını, sakallarını) boyamazlar. Siz onlara muhâlefet ediniz! buyurmuştur.

Hadis No: 1412

Konu: İntihar;isrâiliyyât;kendini Öldürmek (intihar)
Başlık: İntihârın Cezâsı Cennet'ten Mahrûmiyet Olduğuna Dâir Cündüb İbn-i Abdullâh Hadîsi
Ravi: Cündüb B. Abdullâh (6)
Hadis:

Rivâyete göre Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sizden önce geçen ümmetlerden birisi içinde bir kişi vardı. Onun (vücûdünde) bir yarası vardı. (Kangren hâline gelmişti.) Onun elem ve ıztırâbına dayanamayıp bir bıçak almış da onunla elini kesmişti. Fakat kan bir türlü kesilmemiş nihâyet ölmüştür. Allahu Teâlâ: kulum kendi kendisine (ölüme teşebbüs ederek) bana takaddüm eyledi. Ben (de) ona Cennet'i haram kıldım, buyurdu.

Hadis No: 1413

Konu: Allah İçin Vermek;isrâiliyyât;kel, Kör, Abraş Üç Kişi Kıssası
Başlık: Benî İsrâil Arasındaki Abraş, Kel, Kör Üç Kişinin Dikkate Değer Kıssalarına Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Benî İsrâil'de abraş, kel, kör üç kişi vardı. Allahu Teâlâ bunları imtihan etmek istedi de onlara bir Melek gönderdi. Melek abraşa geldi: - En çok neyi seversin? dedi. Abraş: - Güzel renk (ve sîmâ), güzel ten (ve nermin vücûd). Çünkü halk beni çirkin görüyor, (benden iğreniyor) dedi. Resûlulah buyurmuş ki: Melek abraşın vücûdunu sıvadı. Ondan bu çirkin manzara gitti de ona güzel bir sîmâ, güzel bir ten verildi. Bundan sonra Melek ona: - En çok hangi malı seversin? diye sordu. Abraşlıktan kurtulan kişi: - Deveyi, dedi, yâhut da sığırı, dedi. Deve isteyene on aylık gebe bir deve verildi. Bunun üzerine Melek ona: bu deve mübârek (ve bereketli) olsun! diye duâ etti. (Sonra) Melek başı kel, (saçsız) kişinin yanına vardı.Ona da: - En çok neyi seversin? diye sordu. O da: - Güzel saç isterim; şu kellik benden gitsin!. Herkes benden iğreniyor, dedi. Resûlullah buyurmuş ki: Melek onun başını sıvadı da ondan kellik gitti. Ve güzel bir saç verildi. Melek: - En çok hangi malı seversin? diye sordu. O da: - Sığırı severim, dedi. Ona gebe bir sığır verildi. Ve ona: bu sığır sana mübârek olsun! diye duâ etti. Melek körün yanına da geldi. Ve: - Allah gözümü bana iâde buyursun da ben de onunla insanları göreyim, dedi. Resûlullah buyurmuş ki: Melek o(nun gözü) nü sıvadı da Allah ona gözünü iâde buyurdu. Melek köre: - Hangi malı çok seversin? diye sordu. O da: - Koyunu severim, dedi de Melek ona kuzulu bir koyun verdi. Bir müddet sonra deve ve sığır sâhiplerinin devesi ve sığırı yavruladı. Koyun sâhibinin de koyunu kuzuladı. Bu sûretle deve isteyen kişinin bir dere dolusu devesi oldu. Sığır dileyen kimsenin de bir dere dolusu sığırı oldu. Koyun ihtiyâr eden a'mânın da bir vâdî dolusu koyunu oldu. Bundan sonra (günün birisinde) o Melek, üç kişi ile ilk görüştüğü sûret ve hey'etinden abraş kişiye geldi de dedi ki: - Ben fakir (ve garip) bir kişiyim. Yol üzeri maîşet ve memleketime muvâsalat sebepleri kesilmiştir. Bu günkü günde benim için murâdıma nâil olabilmek ancak evvelâ Allah'ın inâyetiyledir; sonra senin. Şimdi ben, sana güzel bir renk, güzel bir vücut ve birçok mal veren Allah rızâsı için senden bir deve isterim ki, bu seferimde onun üzerinde murâdıma ve vatanıma erişebileyim. Bunun üzerine bu eski abraş ona: - İyi amma hak sâhipleri (isteyen akirler) çoktur. (Her gelen dilenciye bir deve vermek işime gelmez) dedi. Melek de ona: - Öyle sanıyorum ki, ben seni tanıyacağım. Sen halkın iğrendiği abraş kimse değil misin?. Sen fakir idin de bu malı sana Allah vermişti, dedi. Bu eski abraş Meleğe: - Hayır, ben bu mala atadan ataya intikal ederek vâris oldum, dedi. Melek de ona: - Eğer sen bu iddianda yalancı isen Allah seni eski hâline çevirsin! dedi. Sonra Melek ilk mülâkatındaki sûretinde ve hey'etinde kel adama geldi de abraşa dediği gibi ona da söyledi. Ve abraşın reddettiği gibi bu kel de reddetti. Melek de ona: Eğer sen bu iddianda yalancı isen, Allah seni eski hâline çevirsin! diye bed-duâ etti.

Hadis No: 1414

Konu: İsrâiliyyât;tevbe-istiğfar
Başlık: Tevbe Ve İstiğfârın Fazîleti Hakkında Benî İsrâil'den Bir Kıssaya Dâir Ebû Saîd-i Hudrî Hadîsi
Ravi: Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Benî İsrâil içinde bir kimse vardı. O, doksan dokuz insan öldürmüştü. Sonra, bu adam evinden çıkıp (o zamânın büyük âlimlerine bu cinâyetlerin tevbe ile afvı imkânını) sormağa başlamıştı. (İbtidâ) bir râhibe varıp sordu. Ve: acabâ benim için tevbe (den istiâde ihtimâli) var mıdır? dedi. Râhib: hayır yoktur!. diye cevap verdi. (Bu menfî cevap üzerine) katil, râhibi de öldürdü. Sonra bu adam yine sormağa başladı. (Sorduklarından) bir kişi ona: - Sen filân köye (Nusrat köyüne) ve (oradaki) filân mâbede git! (Orada birtakım insanlar Allah'a ibâdet ederler. Sen de onlarla berâber Allah'a ibâdet, günahlarından tevbe et ve memleketine bir daha dönüp gitme. Çünkü orası kötü bir mıntıkadır, dedi. O da Nusrat köyüne yönelip gitti. Nihâyet yolun tam yarısına vardığında) ölüm erişti. Tevbekâr olmak için gittiği köye doğru göğsü ile yöne(lerek ö)ldü. Şimdi rahmet Melekleriyle azâb Melekleri muhâsamaya başladılar: (rahmet Melekleri: bu adam tevbe ederek ve kalbiyle Allah'a yönelerek bize doğru geldi, diyorlardı. Azâb Melekleri de bu adam asla hiç bir hayır işlememiştir, diyorlardı. Bu sırada insan sûretinde bir Melek geldi. Her iki taraf bu Meleğe aralarında hakem yaptılar. O Melek: şimdi siz buradan i'tibâren geldiği köy ile gideceği köyün mesâfelerini ölçüp biribiren tatbîk ediniz!. Bunun öldüğü bu yer, iki köyden hangisine yakın ise müteveffâ o köye âit olur, dedi). Bunun üzerine Allahu Teâlâ tevbe için gideceği köye: biraz yaklaş! diye, müteveffânın kendi köyüne de: biraz uzaklaş! diye vahyetti. Rahmet ve azâb Meleklerine de: haydi şimdi her iki tarafı ölçerek ikisi arasındaki mesâfeyi mukayese ediniz! diye emretti. Müteveffâ tevbe köyüne bir karış daha yakın bulundu. Ve bu cihetle mağfiret olundu.

Hadis No: 1415

Konu: İsrâiliyyât (5)
Başlık: Alım, Satım Husûsunda Bâyi' İle Müşteri İhtilâf Ettiklerine Benî İsrâil'in Hakeme Mürâcaatları
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Benî İsrâil'den) bir kişi öbür kişiden ona âit akarı satın almış. Akarı satın alan kimse akarında içi altın dolu bir testi bulmuş. Satın alan kişi satan kimseye: - Haydi, benden şu altını al!. (Bu altın senindir). Çünkü ben senden yalnız bu toprağı satın aldım; altınları satın almadım, demiş. Toprağın (eski) sâhibi olan kişi de müşteriye: - Ben sana bu toprağı, içindeki müştemilâtiyle berâber sattım, demekle bâyi' ile müşteri (üçüncü) bir kişiye, varıp muhâkeme olurlar. Kendisine arz-ı hâl ettikleri bu kimse de bunlara: - Sizin oğlunuz, kızınız var mı? diye sorar. Bunların birisi (müşteri): - Benim bir oğlum var, der. Öbirisi (bâyi') de: - Benim bir kızım var, diye cevap verir. Tahkîm edilen kişi de: - Bu oğlana, bu kızı nikâh ediniz!. Ve yeni evlilere bu altından (bir parçasını) veriniz; bir parçasını da kendinize (müştereken) sarfediniz! diye hükmeder.

Hadis No: 1416

Konu: Karantina;veba
Başlık: Tâûn Ve Müstevlî Hastalıklardan Korunmak Husûsuna Dâir Üsâme İbn-i Zeyd İle Hazret-i Âişe Hadîsleri (2)
Ravi: Üsâme B. Zeyd B. Hârise (15)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, Üsâme'ye: - Tâûn hakkında Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'den ne duydun? diye sorulmuş. Üsâme de: - Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, demiş: Tâûn bir azâbtır. Benî İsrâil'den bir kavme, yâhut sizden önce geçen bir ümmete gönderilmiştir. Siz bir yerde o(nun çıktığı) nı duydunuz mu, o tâûnlu yere gitmeyiniz!. İçinde bulunduğunuz bir yerde de tâûn zuhûr ederse, ondan kaçarak oradan çıkmayınız!.

Hadis No: 1417

Konu: Veba (3)
Başlık: Tâûn Ve Müstevlî Hastalıklardan Korunmak Husûsuna Dâir Üsâme İbn-i Zeyd İle Hazret-i Âişe Hadîsleri (2)
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in kadını Âişe radiya'llahu anhâ'dan rivâyete göre, Hazret-i Âişe: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e tâûndan sordum da bana şöyle cevap verdi, demiştir: Tâûn şüphesiz bir azâbtır; Allah dilediği kuluna gönderir. Yine muhakkak ki, Allah, tâûnu mü'minler hakkında şehâdet vesîlesi kılmıştır. Bir yerde tâûn zuhûr eder de orada bulunan bir mü'min -sabır ederek, sevab umarak, bu tâûn yalnız Allah'ın takdîr ettiği kimseye isâbet eder, kanaatini besliyerek- bulunduğu şehirde eğlenirse, muhakkak Allah ona şehid ecrine benzer sevab takdir buyurur.

Hadis No: 1418

Konu: İsrâiliyyât (5)
Başlık: İslâm Dîni, Hukukta Müsavâtı Emrettiği Gibi Cezâda Da Müsâvâtı Emrettiğine Dâir Abdullâh İbn-i Mes'ûd Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Mes'ûd (72)
Hadis:

Gelen rivâyete göre demiştir ki: Şimdi ben Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in yüzüne bakıp görür gibiyim. O, enbiyâdan bir Peygamberi hikâye ediyordu ki: kavmi onu dövmüş de kan içinde bırakmış. Fakat o, yüzünden hem kanı siliyor, hem de: Yâ Rab! Kavmimi mağfiret eyle (onlar câhildirler; beni) bilemezler, diyordu.

Hadis No: 1419

Konu: İsrâiliyyât (5)
Başlık: (utanmazsan Dilediğini İşle!) Sözü Bütün Peygamberler Tarafından Ümmetlerine Teblîğ Edilmiş Ve Hiç Bir Zaman Nesha, Tebdîle Uğramıyan Ahlâkî Bir Umdedir
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Geçmiş zamanda kendini beğenmiş bir kişi, kibir ve gurur ile izârını sürüklediği sırada yere batırıldı. O, kıyâmet gününe kadar bağırarak, debrenerek yerin dibine girecektir.

Hadis No: 1420

                                                         Önceki Konu    Sonraki Konu          Sayfa Başı