» Anasayfa
» Abdullah Faruki (ks)
» İlm-i Farukiyye
» Evrad-ı Farukiyye
» Salavat-ı Farukiyye
» FARUKÎ Sohbetleri
» Hadis Ezberleyelim
» Halakadan Gönüllere
» İlahiler
» Klipler
» Duvar Kağıdı
» Dosya İndirme
» Şiir Köşesi
» Kaza Namazı Takibi
» Bize Ulaşın
» Site İçi Arama
» Rehberdergisi.Com





  • Radyo Faruki

  • 3GP Dosyalar
  • AMR Dosyalar


  • Defteri İmzala

    Mesajınız Yönetici onayından sonra eklenecektir...


    selam cennet kervanın güzel tolcuları şu güne kadar kim olduğumu bilmeyen mecnun gibi günahtan günaha koşuyordum taki sitenizi öneren kardeşim serkanla tanışana kadar Allah sizden ve serkan kardeşimde razı olsun kervanınıza günahkar kardeşinizde alırmısınız
    engelli | (26.11.2006) Ip: 81.215.79.61

    selamünaleykum
    Allahın selamı ve berketi üzerinize olsun bu siteyle tanışmama vesile olanlardan
    ALLAH razı olsun
    mardinli kardeşlerle tanışmak
    isterdim
    selsmünaleykum
    salih-zengi | (26.11.2006) Ip: 85.97.169.196

    siteniz çok güzel olmuş Allah herkesten razı olsun
    kaan | (25.11.2006) Ip: 85.98.46.171

    selamünaleyküm faruki dostlarım saygı ve selamları gönderiyorum sizlere

    sn FARUKİ kardeşim iyi dilek ve düşünceleriniz için allah razı olsun sizden beni ailenize kabul etiğiniz için teşekkür ederim.

    saygılarımla
    SERAY{Fatımatüz zehra .feyiz çeşmesi} | (25.11.2006) Ip: 81.213.108.22

    YA RESUL
    üzmemişti onları hiç bir

    şey senin gidişin kadar…

    Kendilerine ‘kardeşim’ diye hitap ettiğin Ashabının gözleri yaşlarla dolmuştu, son sözlerini işittiklerinde …

    Bir daha sesini duyamayacak olmanın burukluğuyla doluyordu gözleri…

    Artık takatin kalmamıştı konuşmaya, yavaş yavaş kapanıyordu nurdan gözlerin…

    Beklide Makam-ı Mahmud’u seyre dalıyordun…

    Beklide bir yanda ümmetinden ayrılışın incitiyordu mübarek yüreğini; bir yandan da varacağın yerin güzelliği cezp ediyordu seni…

    Ve... O anda Azrail Aleyhisselam kapının önünde beliriyor gözü yaşlarla dolu.

    Kapını çalıyor tevazu ve edep kanatları yerlerde.

    Başı önünde izin istiyor hane sahibinden…

    Kızın Hz. Fatıma radiyellahu anha açıyor kapıyı ve soruyor “Sen kimsin?” Diye…

    “Beni gönderen Allah’ın elçisiyim, ben Azrail’im.”

    Hz. Fatıma anamızın dizleri çözülüyor, yığılıyor olduğu yere…

    Ona yalvarmaklı, yaşlı gözlerle bakıyor.

    Bakışıyla sanki “Babamın canını alma! Alma!” der gibi…

    Çaresiz buyur ediyor içeriye. Azrail aleyhisselam giriyor içeriye…

    “Ya Resulellah! Allah’ın selamı üzerine olsun.

    Senden izin istiyorum; eğer izin verirsen canını alacağım.

    ” Hz. Fatıma Radiyellahu anhanın hıçkırıkları boğazında düğümleniyor…

    Bir türlü aklına sığdıramıyor babasını kaybetmeyi, inci inci yaşlar dökülüyor o mübarek gözlerinden…

    Ve ortalığı mis gibi bir koku sarıyor…

    Her taraf gülistan olmuş… Sanki her yer Sen kokuyorsun Ya Resulellah…

    Senin o baş döndürücü kokun biraz olsun rahatlatıyor yürekleri…

    Orada bulunan Sahabelerin, heyecanla bekliyor.

    Resulellah sorulan soruya ne cevap verecek diye…

    Ve Sen, Azrail Aleyhisselama:

    “ Selam senin üzerine olsun, ey Rabbimin misafiri, hoş geldin.

    Artık sevgiliye kavuşma zamanı geldi.

    Ayrılık ateşiyle yanıyorum ben…

    Buyur gel canımı kabzet.” diye buyurunca ortalığı öyle bir feryat kaplıyor ki gök kubbeyi çınlatıyor…

    Ve Resulullah’ın kudsi dudaklarından rabbine Şehadet’i dökülüyor, billur kaselerden dökülen Kevser şarabı gibi…

    Ardından gözlerini kapatmıştı bu fani dünyaya, ebedi aleme uyanmak için…

    Ya Resulellah! Üzmemişti onları hiçbir şey senin gidişin kadar…

    Ashabın her biri mecnuna dönmüştü, çünkü artık en çok sevdikleri Resulullah aralarından ayrılmıştı…

    Çünkü aşık oldukları Habibullah aralarından ayrılmıştı…

    Öyle ki, bir sıkıntıları olduğunda mescide gelip onun nur gibi parlayan mübarek cemaline baktıklarında, acıları ve üzüntülerini bir anda unutuverir, mutluluk ve huzurla dolarlardı…

    O güzide Ashabın adeta kanları donmuş bir şekilde, Resulullah’ la beraber dar-ı ukbaya yürümek istercesine inliyorlardı…

    Yürekleri burkuluyordu, Seni bir daha dünya gözüyle göremeyecek olmanın acısı kaplıyordu sinelerini. Kimsenin dili varmıyordu, gönlümüzün gülü vefat etti demeye…

    Ya Resulellah! Üzmemişti onları hiç bir şey senin gidişin kadar…

    Fakat Sen etrafına gülücükler saçıyordun Ey Nebi! “Bu dünyadan ayrıldım ama ahirette sizlerle beraberim” diyordun sanki onları teselli edercesine…

    Ortalığı tekrar bir mis gibi bir koku sarıyor…

    Teninin güzel kokusunu güle sunan Sensin Ey Nebi!..

    Ve saf saf melekler akın ediyor yeryüzüne.

    Ziyaret ediyorlar, Resulullah’ın beytini…

    Onlar bile hüzünlü, onlar bile ağlamaklı ve senin mübarek bedenini incitmeden teneşire yatırıyorlar, Seni melekler yıkıyor, kefene sarıyorlar velilerin imamı Hz. Ali radiyellahu anh ile birlikte…

    Senin yüzünü kapatmak istemiyorlardı.

    Çünkü bir daha göremeyeceklerdi, bu güneş misali parlayan yüzü…

    İşte Seni kabre, o küçücük yere koydular, toprağın şefkatli kollarına saldılar

    Seni… Artık Sen yoktun…

    Senin ayrılığına hiçbir yürek dayanamıyor, Ey Nebi!..

    Hüzne boğdun bütün ashabını…

    Ya Resul! Senin gidişin onlara dünyayı dar etmişti; Senin gidişin onlara toprağa yar etmişti…

    Üzmemişti onları hiç bir şey , Senin gidişin kadar…

    Ne Allah ve Resulü için çektikleri işkenceler, ne göçebe gibi oradan oraya savrulmaları, nede yarım hurmayla, aç biilaç giriştikleri mücadeleler…

    Ve… Biz biçare…

    Senin kapına kıtmirleri, ahirzamanın belalı yollarından, gaflet ve isyanımızın derin kuyusundan sesleniyoruz Sana Ey Nebi! Ve diyoruz ki yine gel Ey Resul! O kudsi ruhaniyetinle yine gel, gönül bağımıza, sinelerimizin gülistanına…

    Gel Ey Resul yine gel! Gel ki Resulüm!...

    Senin aşkından viraneye dönmüş, ayrılık hasretiyle kavrulmuş yüreklerimizi ferahlat…

    Ferahlat ki Habibim, bir çocuk heyecanıyla coşsun ümmetin!...

    Bütün insanlık huzuru bulsun…"

    saygılarımla
    seray balta
    kendi yazmış olduğım yazı dizilerinden
    SERAY{fatımatüz zehra .feyiz çeşmesi}ist | (24.11.2006) Ip: 81.213.108.22

    SELAMÜNALEYKÜM FARUKİ DOSTLARIM HAYIRLI CUMALAR BEN FATIMATÜZ ZEHRA SERAY KARDEŞİME TEŞEKKÜR EDİYORUM YAZILARI İÇİN ÇOK DUYGUSAL YAZILARI GÖZ YAŞLARİ İÇİNDE OKUDUM HİKAYESİNİ ALLAH RAZI OLSUN KENDİLERİNDEN ÇOK DUYGUSAL BİR KARDEŞİMİZ YAZILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUZ HOŞ GELDİNİZ SİTEMİZE VE FARUKİ AİLESİNE
    FARUKİ | (24.11.2006) Ip: 81.213.108.22

    Es´Selamunaleyküm faruki kardeslerim.. ben almanya kasseldenim... muzaffer efendim suna nurda.yani kasselde... her aksam dergahimizda sohbetlerimiz oluyor.. ama malesef efendim bu hafta gidiyor. o yüzden icimiz buruk.
    rabbim her daim yar ve yardimciniz olsun... Es´Selamunaleyküm
    sehadet_vakti | (23.11.2006) Ip: 85.177.45.175


    EBE AYŞE TEYZE {1}
    Ebe ayşe teyze eşini oğlunu henüz kundaktayken kaybetmiş tek varlığı olan oğlunuda vatani görevine uğurlamişti. evladının gidişi onu çok hassas ve duygusal yapmıştı köyde doğmasına vesile olduğu çocuklar onun yaşama sevinci evlatları olmuştu .oğluyla zaman zaman mektuplaşıyordu ama içi buruk yine buruktu. itifak devletleri sınırlarımıza dayanmış savaş söylentileri başlamıştı ve söylentiler doğrularanak cepheye mehmetciklerin gönderilmesine başlanıldı güzel yurdumun fedakar milleti yine zorlu bir mücadellenin içine savaşa girmişti.analar kuzularına sevdalılar sevdalısına maniler türküler yakmaya çoktan başlamıştı. hepsinin dilinde rabbimize şahadet vatan evlatlarına dualar vardı.ayşe teyze de oğluna bir mektup yazmış ve mektubu 7alaya ulaşmıştı.heyecanla açar mektubu mehmetçik o mektubta ana sevgisinin sıcaklıgı
    kokusu vardır selam getirmiştir anacığından mehmetcige gül kokulu anasından mektubu okuyan mehmetcik
    ---ah anacığım sen ne düşünürsün buralarda benim altın kalpli merhametli anacığım.
    diyip anasından gelen mektuba cevaben şu satırları yazar anacına,
    ------aman kokusuna hasret kokusunu buralarda alamadığım anam,mübarek ellerinden özlemle doya doya öperim.
    her bir ana kuzusu mukaddes topraklarımızın bekçileriyiz elhamdurillah ahmetiyle mehmetiyle hasanıyla tüm mehmetcikleriyle buralar hani bizim yaylanın öbür ucu var ya tepeden bakınca gördüğümüz öyle uzsaz bucaksız buralar büyük gün doğru yakın anam alauydan bir çok kardeşim cepheye gitti. anlayacağın mücadeleye hazırız anam ah be altın kalpli anam sen sen ne yer ne içeriz ne ederiz diye endişen niye mektubunda
    ----SUSARSAK eğer susuzluktan çatlayan kuruyan dudaklarımıza ALLAHÜ EKBER ALLAH Ü EKBER zikri her mehmetciğin azından çıkan zikirlerZEM ZEM SUYU olurlar kana kan içeriz.
    -----ACIKIRSAK eğer kazınan midelerimize LAİLAHEİLLALAH aş olur tıka basa dooyarız.
    ----HALSİZ DÜŞERSE KOLLARIMIZ tutmazsa eğer ellerimiz namlumuzun ucunu RABBİMİN MELEKLERİ kol kanat olurlar bize.
    ------HALSİZLİKTEN yorgunluktan tutmazsa eğer kollarımız dizlerimiz RESULUMUN ŞEFAATİ bir solukta ulaşır bizlere ,
    ----sen ağlama üzülme yakma o merhamet dolu yüreyciğini bu yavrucuğun ciğer paren kavuşamazsa sana eğer bilki benimle birlikte birçok mehmetcikle birlikte MEVLAM IN cennetinin anahtarı ellerimizde olacak MEVLAM A RESULUM E EŞHEDÜENLAİLAHEİLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDÜHÜ VERESULUHÜ diyerek kavuşmuş olcagız.hakını helal et anam helal et .sen üzülme ağlama ŞEHİTLER ÖLMEZ ÖLMEZLER anam rabbime emanet ol.
    ------ebe ayşe teyze mektubu okuyan muhtar hüseyin le hıçkırıklara bogulmuş ve busatırlara ayşe teyze anlam verememişti. taki istasyonda oğlunun gelişini bekledigi güne kadar. ve savaş sona ermiş zorlu bir mücdele kazanılmıştı. ve ayşe teyzeyi oglunun geleceği telaşı alır mutludur çünkü mehmedi gelecektir anasının kuzusu hemen hazırlıklara başlar sabah ezanı okunmadan katırıyla yola koyulur, kendi kendine anca varırım dizlerim bu heycanı belki kaldıramaz anca giderim der saatlerce yürürsanki onun için zaman geçmiyordur yıllar gibi gelmişti o yürüyüşü ayşe teyzeye ilkindiye doğru kasabaya varır ayşe ebe.
    oğlum mehmedim geliyor diye sabah ezanı okunmadan katırıyla yola çıkar kendi kendine anca vrırım belki dizlerim bu heycanı kaldıramaz yavaş yavaş giderim, satlerce yürüdü sanki onun için zaman geçmiyordu . yıllaca yürümüş gibi gelmişti o yürüyüşü ona, ilkindiye doğru kasabaya varır. ayşe ebe
    her yer kalabalık kimi eşini kimi nişanlısını kimi evledına kimi baba sına kavuşacaktı heycanlı bir bekleyiş hepsinin yüregi tek bir parça olmuş tek bir şey için atıyordu nihayet tren düüdüğünü çaldı geliyordu geliyorlardı kahraman askerlerimiz yiğitlerimiz muhammaed S.A.V askerleri geliyorlardı kutsal görevlerini yerine getirmenin onuruyla gururuyla işte geldiler tren durdu, herkez büyük bir sevinçle bazılarıdahüzünle karışık kavuşuyordu sevdiklerine ayşe teyze bir sağ bir sola koşturuyordu tek tek askerlere bakar oldu kendi köyünden oğluyla birlikte gönderdiği
    yakup orda ihsan oarda kadir odaydı hasretle sarıldı onlara telşaşlı telaşlı onlara mehmedimmehmedim nerde ogul başlarını öne eydilerve öylece kala kaldılar nasıl nasıl söyleye bilirdiler ebe teyzelerine oğlunun orada kaldığını anladı anlamıştı artık ebe ayşe teyze birden dizlerinin üzerine olduğu yere çöktü ve öylece kalıverdi. gözlerinden yaşlaroluk oluk süzüldü anlamıştı oğlunu yiğittini vatanına kurban vermişti üzerine bastığı toprak oğlu gibi birçok ana evladının kanıyla yıkanmıştı.
    çöküp kaldığı yerde ayşe teze birden başını gök yüzüne kaldırdı sanki bir yıldız parlıyordu gündüz vakti oracıkta kendi kendine evet evet dedi ve gözlerindekiyaşları sildi o yaşlı nemli gözlerel oğlunuarayan dudaklarda birden tebessüm belirdi etraftakiler şaşkın şaşkın ayşe teyzeyi izliyorlardı ayşe teyze elini havaya kaldırdı ve el salladıve şöyle dedi
    ----oğlum yiğidim emeklerim sütüm son damlasına kadar hellal olsun sana haklısın oglum kuzum haklısın ŞEHİTLER ÖLMEZLER ÖLMEZLERve parıltı birden kaybolur sanki mehmetçik gökyüzündeydi işte ana bk ölmedim burdayım diyordu. ellerini açtı ayşe teyze ve
    ----MEVLAM SENDEN GELEN HAYIR VE ŞERRE ŞÜKÜRLER OLSUN HAMDÜ SENALAR
    ----SEN VERMİŞTİN SEN ALDIN

    saygılarımla
    seraybalta
    kendi hikaye dizilerimden
    SERAY{fatımatüz zehra .feyiz çeşmesi}ist | (23.11.2006) Ip: 81.213.108.22

    Sayfa : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89] [90] [91] [92] [93] [94] [95] [96] 97 [98] [99] [100] [101] [102] [103] [104] [105] [106] [107] [108] [109] [110] [111] [112] [113] [114] [115] [116] [117] [118] [119] [120] [121] [122] [123] [124] [125] [126] [127] [128] [129] [130] [131] [132] [133] [134] [135] [136] [137] [138] [139] [140] [141] [142] [143] [144] [145] [146] [147] [148] [149] [150] [151] [152] [153] [154]
    Bize Ulaşın Ana Sayfa Rehber Dergisi E-Kart Chat Odası Forum E-Mail
      » K.Adı   
      » Şifre   
    Üye Ol  |  Şifremi Unuttum

  • İsmail Bİçer (Görüntülü)
  • İlhan Tok (Görüntülü)
  • Görüntülü Hatim
  • Kuran-ı Kerim Oku
  • Arapça Metin ve Meal
  • Sesli Hatmi Şerif
  • Aşr-ı Şerif
  • Sesli Meal Dinleme
  • Tecvid Öğrenimi
  • Sahih-i Buhari
  • Kutubusitte
  • Riyazüs'Salihin
  • Mektubat-ı Rabbani
  • Marifetname



  • Ziyaretçi Defteri
    Oku| Yaz